Skip links

Ketencoğlu’nun Müzik Sandığı

KETENCOĞLU’ NUN MÜZİK SANDIĞI…

Ailem, Kurtuluş Savaşı sonrasında, 1920’ lerin sonuna doğru Anadolu’ dan gelip İstanbul’ un Yedikule semtine yerleşen, Balkan göçmeni, şarkı söylemesini seven insanların olduğu, müzikli bir aileydi. Bir de Yedikule’ nin Rumları vardı hayatımızda. Rumların konuşma dili müzikal bir dildi. Balkan ve Yunan şarkılarına yakınlığım büyük ölçüde kulağımda yer eden bu seslerin etkisi oldu.
Bir de çocukluğumun, uzun, gaz lambalı- radyolu gecelerinde, evdeki ahşap radyonun kısa dalga frekansına takılan cızırtılı seslerledaha çok hayatıma girdibu müzikler.FM frekanslarının bugün olduğu gibi yaygın olmadığı zamanlarda, 1965 yılında TRT tek kanal üzerinden yayın yapmaya başlamıştı. Ama radyonun panelinde minik minik harflerle yazılı onlarca ülke-şehir- ne dediklerini anlamadığım sesler- müzikler emrime amadeydi. En büyük keyfim ahşap radyonun başına oturup radyonun ibresini sağa sola hareket ettirip, ses- müzik avcılığına çıkmaktı.Balkan- Yunan şarkılarına meyilli kulağımla radyoda da bu sesleri arayıp dururdum. Radyonun pilleri elverdiği yere kadar bu avcılığımı inatla sürdürürdüm.
1989’ da Ruhi Su Dostlar Korosu’ na girdim. Artık sadece bir ‘ses- müzik avcısı’ değil aynı zamanda şarkı söylemeyi de öğrenen biriydim.
1991’ de korodan bir grup arkadaşla Costas Feris’ in İstanbul’ da gecikmeli de olsa gösterime giren, 1983 tarihliRembetikofilminiizlemiştik. Sınırlı sayıda insanın bildiği Rebetiko kültürü ve müziği o filmle Türkiye’ de daha geniş kesimler tarafından bilinir hale gelmişti. Lüks restoranlarda tabak kırma ritüeliyle popüler olan bu müzik türünün bundan ibaret olmadığını, 19. Yüzyılda Anadolu’ da ilk örnekleri ortaya çıkan, sonra mübadele ile Küçük Asya’ dan Yunan ana karasına taşınan, acılarla- yokluklarla yüklü bir sosyal sınıfın hikayelerini anlattığını öğrenecektik. Bu öğreti de Muammer Ketencoğlu’ nun katkısını özellikle vurgulamak istiyorum. Bugün İstanbul’ da onun açtığı yoldan yürüyen birkaç tane Rembetiko gurubu daha var.
Muammer Ketencoğlu’ nun sesi- müziğiyle de ilk kez o günlerde tanıştım. 1991 yılının şubat ayı başlarında Cumhuriyet’ te küçük bir haber gözüme ilişmişti. Feriköy Rum Kilisesi’ nde bir Rembetiko dinletisinin haberiydi bu. Hafta sonunu iple çektim. Kalktık gittik.
Feriköy Rum Kilisesi’ nin küçük salonu tıka basa doluydu. Sonra Ketencoğlu kucağında akordeonuyla sahnede yerini aldı. Yanında iki de vokalist arkadaşı vardı: Dimo ve İrini kardeşler. Sessizliği Muammer’ in akordeonundan salona yayılan büyülü sesbozdu.Kollarıyla Muammer’ e sıkıca tutunan, kalbinin hemen üzerinde, derin derin nefes alıp veren bir bebek gibiydi akordeonu. Ben her zaman birbirlerine çok yakıştıklarını, birbirlerini tamamladıklarını düşünürüm, akordeonla çok küçük yaşlarda, körler okulunda başlayan beraberlikleri daim olsun isterim.

Konserde birbiri ardına gelen hüzünlü, zaman zaman da neşeli Rebetiko ve Laikaşarkıları dinlemiştik. Hele bir tanesi vardı ki, bugünde Muammer’ in sesiyle hala kulaklarımda bu şarkı: Saf ti tipoli. İnsanda kırk yıl hatırı kalacak türden bir Yunan kent şarkısı…Konser sonrası ayak üstü birkaç kelime muhabbet etmiş veyeniden görüşebilmek dilekleriyle ayrılmıştık.
VİDEO: SAF Tİ TİPOLİ: MUAMMER BURASI EKSİK KALDI. BUGÜN AKORDEONLA BU ŞARKIYI KAYDEDİP BANA GÖNDEREBİLSEN NE GÜZEL OLUR. ZAMANIMIZ VAR. BU YAZIYI CUMARTESİ GECE YARISI GAZETEYE YÜKLEYECEĞİZ. İNSANLAR PAZAR SABAHI KEYİFLE KAHVESİNİ İÇERKEN BU YAZIYI VE VİEOLARI İZLESİNLER İSTİYORUZ  HAFTA İÇİNDE DE YAZIYI ÇOK GENİŞ BİR SOSYAL MEDYA AĞI ÜZERİNDEN DAĞITACAĞIM.
Aradan bir süre daha zaman geçti. Bu arada biz koroyla Almanya’ ya konser vermeye gittik. 1991 Ağustos ayında koroyu bu kez her yıl 1 Eylül’ de Dikili’ de yapılan “Barış Şenliği” ne davet ettiler. Konseri düzenleyenler İstanbul’ dan bir müzisyenin de konsere davet edildiğini ve bizim araçla gelip- gelemeyeceğini sordular. Hemen kabul ettik. Yolculuğa davet etme işini de seve seve üstlendim.
Tarlabaşı Bulvarı üzerinde eski bir manastır binası vardır: Anarad Hığutyun Ermeni Katolik Rahibeler Manastırı.Özellikle yoksul Ermeni kız çocuklarının kendilerini dine adamaları ve eğitimlerinin sağlanması amacıyla faaliyet gösteren bir manastırdı. 1896’ da kurulan manastır, 1982’ de kapatılmış ve o günden sonra bina İstanbul Sanat Merkezi olarak çalışmaya başlamıştı. Her katında bir sanat etkinliğinin gerçekleştirildiğibir binaydı. Teras katı da bar olarak işletiliyordu. Şimdilerde o bina da kentsel dönüşümün tahta perdeleri arkasında akıbetini bekliyor.

Ilık, yıldızlı bir Ağustos akşamında orada Muammer ile ilk kez muhabbet etme fırsatı buldum. Sonra Dikili’ ye yolculuk yaptık. Keyifli bir yolculuktu. Muammer ile benim ve Ruhi Su Dostlar Korosu’ nun yolculuğu sonraki yıllarda da devam etti. Her zaman akordeonuyla yanımızda oldu Muammer. Birçok konserde birlikte sahne aldık. Kimi zaman bu bir salon konseriydi kimi zaman da 1 Mayıs mitingleri. 2005 yılında kurduğu Kadın Sesleri Topluluğu’ nun kadrosu da ağırlıklı olarak bizim koronun kadınlarından oluşuyordu. Bugün deBalkan Yolculuğu grubunda RSDK’ nın eski koristlerinden Şule Kocaman Saraç ile beraberlikleri devam ediyor ve diğer grup üyeleriyle birlikte çok güzel işlere imza atıyorlar. Önümüzdeki hafta müzik marketlerde yerini alacak olan Sandığımdan Rumeli Türküleri albümü bana göre bu beraberliğin zirvesi olan bir albüm.
Muammer, Boğaziçi Üniversitesi’ ndeki eğitimini sona erdirip müzik yolculuğuna devam etme kararını verdiği günlerden hemen sonra tanıştığım ve yol hikayesini her zaman imrenerek ve beğeniyle takip ettiğim, çok şey öğrendiğim ve dostluğunun keyfini doyasıya yaşadığım bir müzik insanı oldu. Hiçbir zaman kolayına başvurmadı. İsteseydi hem müzikal yeteneğini ve hem de görme engelini kullanıp kısa zamanda popüler ve çok para kazanan birisi olabilirdi. Zor olanı seçti ve bu nedenle de hepimizin saygısını ve sevgisini kazandı.

Ketencoğlu her zaman bir müzik arkeoloğunun hassasiyetiyle çalıştı. Bugün on binlerce plak, CD, konser kayıtları,kitaplar ve belgelerden oluşan seçkin müzik kütüphanesini konserlerinde, yazılarında, söyleşilerinde, yayımlanan albümlerinde ve 20 yıldan uzun bir süredir Açık Radyo’ da sunduğu Tuna’ nın Beri Yanı programında bizlerle paylaşıyor. 2004’te Belçika’da Radyo Klara’da Türk halk müziği programları sunan Ketencoğlu’ nun Polonya devlet radyo istasyonlarından Radio Bialystok’ta 2004’ten bu yana zaman zaman hazırladığı Türk halk müziği programları yayınlanmaktadır.

VİDEO: TUNA’ NIN BERİ YANI PROGRAM CINGILI: http://dai.ly/x2f5wz9
Geçen hafta Açık Radyo programı sonrası yeni çıkan albümünü konuşmak için buluştuğumuzda bir başka hayalini daha benimle paylaştı: CD- plak arşivini bir kurum aracılığıyla genç müzik ve kültür insanlarının hizmetine sunmak istiyordu. Umarım bu hayali gereken ilgi ve desteği bulur.

Ketencoğlu birlikte iş yapmayı seven bir proje insanı. 1993- 1997 yıllarında her bahar aylarında gençlerin yoğun ilgisini çeken Yeryüzünün Yedi Rengi projesi hemen ilk anda aklıma geliyor. Birçok müzisyenle birlikte sahne aldığı bu proje Balkan Yolculuğu grubunun da nüvesini içeriyordu.

Kompania Ketencoğlu/ 1999
Aynı yıllarda Kompania Ketencoğlu ile Batı Anadolu’ dan Türkçe ve Rumca zeybekler, halk türküleri ve İzmir tarzı Rebetiko şarkılarını yorumladı. Bu grup ilerleyen yıllarda Zeybek Topluluğu’ na dönüştü ve bugün de zaman zaman birlikte sahne alıyorlar.
2005’ de Kadın Sesleri Topluluğu’ nu kurdu ve uzunca bir dönem bu grupla Anadolu’ da kadınların yaktığı türküleri yorumladılar. Bu projelere bugünlerde zaman zaman izleyebildiğimizFolk Beşlisi’ ni de ekleyebiliriz.

Muammer Ketencoğlu & BÜ. Medeniyetler Koro ve Orkestrası’ nda koro şefi Öcal Öcalan ile…
Muammer Ketencoğlu, Ocak 2012’den itibaren Bahçeşehir Üniversitesi’nde oluşturan ve Balkanlardan Orta Doğu’ya çeşitli dillerde halk müziği örnekleri seslendiren Medeniyetlerin Sesi Korosu’nun genel sanat yönetmenliği görevini de sürdürüyor. Sandığımdan Rumeli Türküleri albümü gibi güzel bir başka haberi daha buradan sizlerle paylaşmak istiyorum: Yakında Medeniyetler Korosu’ nun da bir albümü yayımlanacak. Onu da merakla bekliyorum.

Muammer Ketencoğlu, Tuncel Kurtiz ile
Türkiye’ de çok sayıda konserler veren, akordeonuyla albüm kayıtlarına katılan Ketencoğlu bu çalışmalarında Eve Dermancı, Stelyo Berber, Orhan Osman, Sumru Ağıryürüyen, Brenna MacCrimmon, Teoman, Şükriye Tutkun, Sema, Tuncel Kurtiz, Aziz Şenol Filiz, Birol Yayla, Yeni Türkü, Cengiz Onural, İncesaz, Birol Topaloğlu, Mircan Kaya gibi gruplar ve sanatçılarla birlikte çalıştı.

Giorgios Dalaras ile İstanbul’ da/ 2014Haris Alexıou ile İstanbul’ da / 2014
Ketencoğlu uluslarası geleneksel müzik çevrelerinin de yakından tanıdığı bir müzisyen.Yunanistan, Bulgaristan, Almanya, Avusturya, Fransa, Belçika, İsviçre, Hollanda, Güney Kıbrıs, Makedonya, İsrail, Hindistan ve Brezilya’ da çok sayıda konserler veren, atölye çalışmalarına katılan Ketencoğlu Mikis Theodorakis, Penka Pavlova, Petko Daçev, Kitchka Savova, Darina Slavceva, Triandofillos Sifiris, Mario, Aliki Kayaoğlu, alan Bern, Michael Alpert, Kurt Bjorling, Stuart Brotman, Zev Feldman, Steven Greenman, Kyriakos Gouventas, Yannis Alexandris, Sanne Möricke, Magda Pucci, Livio Tragtenberg, Carlinhos Antunes ve daha birçok sanatçıylabirlikte çalıştı, aynı sahneyi paylaştı. The Rough Guide to the Balkans ve benzeri bazı uluslararası albüm projelerinde şarkılarıyla yer aldı. 2006’da “Bentbaşa” ismiyle Bosna Hersek’te yayınlanan, 2007’de ise Alman firması Piranha tarafından dünya baskısı yapılan “Sevdalinka – Sarajevo Love Songs” adlı Sevdalinka şarkılarını içeren albümde bir eski Sevdalinka şarkısı ve ona bağlı olarak “Bükreş’te bir Türk” isimli bestesi ile yer aldı.

Ketencoğlu, 19-29 Ağustos 2005 tarihleri arasında, Brezilya’nın Sao Paulo kentinde konserler vermek üzere oluşturulan Akdeniz Orkestrası’na (Orquestra Mediterranea) davet edildi. Müzik yönetmenliğini Brezilyalı müzisyenler Magda Pucci, Livio Tragtenberg ve Carlinhos Antunes’in üstlendiği 23 müzisyenden oluşan bu uluslararası orkestrada Muammer Ketencoğlu müzik danışmanı, akordeoncu ve şarkıcı olarak yer aldı. Çeşitli Akdeniz ülkelerinden gelen müzisyenler ile Brezilyalı müzisyenlerin oluşturduğu bu orkestra Sao Paulo’da üç konser verdi. Bu konserlerden derlenen kayıtlar 2006 yılında CD ve DVD olarak “Orquestra Mediterranea” adıyla Brezilya’da yayınlandı.
VİDEO: BREZİLYA KONSERİ http://www.dailymotion.com/video/x27vady_orquestra-mediterranea-muammer-ketencoglu-arpa-bugday-daneler-2005-sao-paola-brezilya_music
Ardından 2013’te ‘Muammer Ketencoğlu ve Folk Beşlisi’ projesiyle Türkiye’nin Sao Paolo Başkonsolosluğu’nca düzenlenen konserde sahne aldı.
Uluslarası yazılı, işitsel ve görsel medyada röportaj ve yazılarıyla yer alan Ketencoğlu 2009 Mayıs ayında İtalya’da Padova Üniversitesi Müzik Tarihi ve Sanat bölümünde doktora öğrencilerine “İzmir’deki Çok kültürlü Müzik Geleneği” başlıklı bir konferans verdi.
Perdedeki Işık İzi belgeselinin ve Sevgili Hayat oyununun müziklerini yaptı.Sır Çocukları, Sokaktaki Adam, Çıplak, Babam ve Oğlum adlı uzun metrajlı filmlerde de müzik danışmanı, müzisyen ve oyuncu olarak yer aldı. Pek çok film ve televizyon dizisi müziklerinde Ketencoğlu ’nun akordeonu duyuldu.
Ketencoğlu 1993 yılından bugüne dek Kalan Müzik ile çalışmalarını sürdürüyor. 1993’de eski ve yeni Yunanca şarkılardan oluşan ilk albümü; “Sevdalı Kıyılar/ Latremena Akrogalia” ile dinleyiciye merhaba dedi.

1994 ve 1996’da iki Rebetiko seçkisi olan; “Rebetika “ ve “Rebetika II; İzmir ve İstanbul’dan Yıllanmış Şarkılar” seçkilerini, 1995’te, köklerini geleneksel Doğu Avrupa Yahudi müziğinden alan Klezmer tarzından örneklerin yer aldığı “Klezmer Müziğinin Öncüleri” başlıklı seçkiyi ve yine 1995’te “Halklardan Ezgiler” başlığıyla her kasette bir ülke ya da bölgenin halk müziği geleneğini en saf örnekleriyle bir araya getiren Ermenistan Halk Müziği, Azerbaycan Halk Müziği, Gürcistan Halk Müziği (İberya Özkan’ın katkılarıyla) Orta Asya Türki Cumhuriyetlerden Halk Müziği isimleriyle dört kasetten oluşan bir antoloji yayınladı

2001 Nisan’ında sanatçının çocukluk düşü olan “Karanfilin Moruna/Anadolu Zeybekleri” yayınlandı. Ketencoğlu’ nun 1980’lerden beri çok yakın dost olduğu seçkin müzisyen Cengiz Onural ile beraber kaydettiği bu albüm; hem zeybek müziğinin hayat bulduğu iki ülke Türkiye ve Yunanistan’ın müzik geleneklerini harmanlayan bir deneme, hem de kitapçığındaki yazılar ve katkıda bulunan müzisyenler açısından bir belgesel yapıt niteliğinde.

VİDEO: YAĞCILAR ZEYBEĞİ https://www.youtube.com/watch?v=48g0r7S3s54
ALT BİLGİ: Albümde yer alan türkünün bu kaydını 2014 yılında Urla Yağcılar Köyü’ nde yapılan bir dinletide kaydetmiştim.

1996’ da Sumru Ağıryürüyen, Brenna MacCrimmon ve Cevdet Erek ile birlikte kurduğu, Balkanların her yanından halk şarkıları ve dans havaları seslendiren Balkan Yolculuğu Topluluğu ile 2001 Eylül’ünde “Ayde Mori” adlı albümünü yayımladı.
Bu albüm bugün de bir Balkan Müziği kült albümü olarak dinletmektedir.

Balkan Yolculuğu/ 2007Aytunç, Muammer, Sumru ve RahmiAytunç Nevzat Matracı
Ketencoğlu, 2000’ de gruba katılan topluluğun klarinetçisi, yol arkadaşı Aytunç’ u 2006’ da bir trafik kazasında kaybetti. Çok üzüldüğünü, uzun süre çalamadığını hatırlıyorum. Muammer, 2007 Temmuz’unda Aytunç Nevzat Matracı anısına, konser kayıtlarından oluşan “Balkan Yolculuğu/ The Balkan Journey” adlı albümü yayınladı.
VİDEO: HATİCEM https://www.youtube.com/watch?v=EMU4iktLSiY
ALT BİLGİ: Bu kayıt Aytunç Matracı’ nın da yer aldığı bir konserden alındı. Ketencoğlu bu hafta yayımlanacak olan son albümünde bu şarkıya da yer verdi.
2008’ de Sakip, Şule, Selda ve Deniz’ in de çabasıyla “Balkan Yolculuğu” yeniden yola koyuldu. Avrupa’ da ve Türkiye’ de çok sayıda konser veren grup, Balkan Savaşı’ nın 100. Yılı nedeniyle yayımlanan “Balkan Sesleri” albümünü yaptı.
Ketencoğlu, Lozan Mübadilleri Vakfı tarafından hazırlanıp 2007’de yayınlanan “Belleklerdeki Güzellik: Mübadele Türküleri” isimli kitap- cd çalışmasının cd editörlüğünü yaptı. Bu çalışma mübadele ile Yunanistan’dan Türkiye’ye göçen ve anadilleri Türkçe olmayan mübadillerin getirdikleri türkülerin alan kayıtlarından Ketencoğlu ‘nun seçtiği örnekleri içermektedir. Kitapla birlikte hazırlanan bu seçkide mübadillerden derlenmiş Rumca, Makedonca, Pomakça ve Ulahça 38 türkü yer almaktadır.
Yine Lozan Mübadilleri Vakfı’nın Yunanlı KEMO kurumuyla birlikte 2009’da yayınladığı “Meriç’in İki Yakasından Ezgiler” başlıklı iki CD’lik albümün müzik editörlüğünü yaptı. Bu çalışmada Meriç nehrinin Türkiye ve Yunanistan tarafında yer alan farklı toplumların halk müziği örnekleri bir araya getirildi.

Ketencoğlu, doğduğu topraklara bir vefa borcu olarak hazırladığı “İzmir Hatırası/ Smyrna Recollections” adlı albümünü Ocak 2008’de dinleyenlerin beğenisine sundu. “Eski İzmir’den Türk, Rum ve Yahudi Türküleri” alt başlığını taşıyan albüm 1922 öncesinin çok kültürlü İzmir’ine müzikal bir gezinti. Kırka yakın profesyonel ve amatör müzisyenin katkı sağladığı sürprizlerle dolu bu albüm yüz sayfaya yakın ayrıntılı bir kitapçık içeriyor.

Ketencoğlu, 2010 Haziran’ında bestelerinden oluşan “Gezgin / The Traveler” adlı albümünü yayınladı. Müziğini besleyen çeşitli geleneklerden esinler taşıyan ezgilerine yer verdiği bu albüm Ketencoğlu’ nun ilk beste albümüydü.

***
Geçtiğimiz Çarşamba günü Açık Radyo’ da yayımlanan programından sonra Muammer ile radyoda buluştuk. Niyetim Muammer ile yeni albümü üzerine bir röportaj yapmaktı ama klasik anlamda bir röportaj yazısı olmayacaktı, olamadı da.Önce Tophane’ de çay içtik. Kafkasya’ dan gelen müzisyen arkadaşı Gökhan Şen de bize eşlik etti. Sonra daha önce de birçok kez izlediğimiz güzergâh üzerinden önce Galata’ ya yürüdük. Galata’ da Medeniyetler Korosu’ ndan öğrencisi Ezgi ile buluştuk. Sohbet gün boyu her zaman olduğu gibi müzik üzerineydi. Oradan da Unkapanı’ na, yeni yayımlanan albümüne ilk kez dokunmaya gittik.

“Muammer Ketencoğlu & Balkan Yolculuğu”yla daha önce yayımladığı 3 albümünde‘çok dilli’repertuarlara yer vermişti. Grubun kuruluşunun 20. yılında yayımlanan 4. albümü olan “Sandığımdan Rumeli Türküleri” 82 dakika ile grubun en uzun süreli albümü olma özelliğini de taşıyor. Albümde Türkçe söylenen 23 türkü yer alıyor. Ağırlıklı olarak Bulgaristan’ da söylenen türküler var. Bu türküler 50’li yıllardan itibaren Bulgaristan Türk toplumunun yetiştirdiği birçok sanatçıdan okunmuş yüzlerce şarkı arasından zorlu bir seçimle albüme girmiş. Albümde Makedonya, Prizren, Romanya ve Moldova Gagauzları’ndan dan derlenen türküler de var. Bir de Değirmenköy- Silivri türküsü var. Bu türküye kaynaklık eden Emine Albayrak’ ın sesini kaydın başında duyuyoruz.
VİDEO: ALBÜMÜN YOUTUBE VİDEOSU: https://youtu.be/i6LyRmmJRzU
Albümde yer alan türküleri Muammer Ketencoğlu, Şule Kocaman Saraç ve Selda Koçak Uzuntaş seslendirdiler. Albümde Muammer Ketencoğlu akordeon, Sakip Songelen klarinet ve alto saksafon çaldılar.

Albümde konuk sanatçılar İlkay Erden ve Tuba Özatalay da birer türkü seslendirdiler. Kayıtlarda konuk müzisyenler Şükrü Kabacı klarinet, Rahmi Göçmen vurmalılar ve kaşık, Erdem Şentürk ud, Erdem Şimşek bağlamalar ve sazbüş, Erkan Kanat vurmalı çalgılar, Göksel Baktagir kanun, Özgür Koban keman, Sercan Bayram trompet, Sumru Ağıryürüyen mandolinler veUmut Sel kontrabas çaldılar.
Bu türkülerin çoğuyla Türk dinleyicisi ilk kez karşılaşacak. Bazılarını konserlerden de hatırlayacaksınız.
VİDEO: BAHÇELERDE BAL KABAK/ 13 EYLÜL 2012/ TEPEBAŞI KONSERİ/BAHÇELERDE BAL KABAK: https://www.youtube.com/watch?v=1EtuDItiet4&t=129s
ALT BİLGİ: Albümde de yer alan bu türkünün kaydını 2012 Eylül’ünde Tepebaşı El Sanatları Festivali’nde kaydettim.
Hep düşünürüm: Yazıda da kısaca anlatmaya çalıştığım, Muammer neredeyse 30 yılı geride bırakan büyük bir emekle biriktirdiği değerlerle, müzik sandığıyla bir başka ülkede yaşasaydı acaba nasıl olurdu? Belki bugün bir üniversitede kürsüsü olurdu veya çok çeşitli kurumlar yaptıklarına sahip çıkar, onu desteklerlerdi.Bu düşüncemi Muammer ile de paylaştım. Aslında onun bu konuda pek şikâyeti yok. Taş yerinde ağırdır diye düşünüyor. Ama ben yine de Muammer’ in hakkettiği yerin bu olmadığını düşünüyorum. İş yine bizlere, sevenlerine- takipçilerine kalıyor. Ne yapabiliriz? Henüz dinlememişsek bugüne kadar yayımladığı 8 albümü edinebilir, dostlarımıza da önerebiliriz. Konserlerine katılabilir, her hafta Çarşamba günleri Açık Radyo’ da yayımlanan programına arada bir kulak kabartıp, zaman zaman belki bir selam da gönderebiliriz.
Belki dün müzik marketlerde yerini alan “Sandığımdan Rumeli Türküleri” albümüyle, yaygın medyada yer alan haliyle bir eğlenceliğe dönüşen Rumeli türkülerinin, aslında sadece yakıldığı dönemiçin değil bugün için de yeni bir seçenek olarak orada durduğunu hatırlayabilir, dostlarımıza da hatırlatabiliriz.

Muammer’ in müzik sandığı/ Mert Öztekin’ in çalışması
Muammer’ in müzik sandığının sadece bu 23 türküden ibaret olmadığını biliyorum. Belki bu albüm bir dizi albümün ilk seçkisidir. Umarım öyledir.
Son olarak bir iki küçük notum var: Önümüzdeki Çarşamba 13.00’ de Açık Radyo’ da “Tuna’ nın Beri Yanı” programını kaçırmamanızı öneriyorum. Albümün lansman konseri de 23 Şubat’ ta Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü’ nde gerçekleştirilecek. Herkesin katılımına açık ve ücretsiz olarak yapılacak konseri bugünden ajandanıza kaydetmeyi unutmayın.
Biz yine Muammer’in sözleriyle bitirelim. Ülkemiz 2015’ten bu yana o günlerde hayal bile edemeyeceğimiz çok zor bir dönemden geçiyor. Bu yüzden kayıt sürecinde de oldukça sıkıntılı anlar yaşadığımı belirtmek zorundayım. Yine de müziğin ve sanatın susmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu sorumlulukla geçmişi geleceğe taşımak için, barış için ben ve arkadaşlarım çalmaya devam edeceğiz.
Muammer’ in ve arkadaşlarının Balkanlara ve oradan dünyanın yedi rengine uzanan yolları her zaman açık olsun.
Ercüment Gürçay
***
www.muammerketencoğlu.com
http://tunaninberiyani.blogspot.com/
Ayrıca Muammer’e facebook sayfalarından doğrudan ulaşarak etkinliklerini gün be gün izlemeniz mümkün.