Muzik Kutusu << Geri Dön

Geçmişteki İzmir'e Müzikal Bir Yolculuk [Milliyet Gazetesi, 3 Şubat 2008]


Geçmişteki İzmir’e müzikal bir yolculuk

Aslı Onat/ 3 Şubat 2008 - Milliyet Gazetesi

Müzisyen Muammer Ketencoğlu, yeni albümü “İzmir Hatırası”nda dinleyiciyi Türkçe, Rumca ve Ladino dilindeki türkülerle '20’li yılların İzmir'ine götürüyor

Akordeondaki ustalığının yanı sıra yaptığı etnik müzik çalışmalarıyla Anadolu kültürünün müzik arşivine büyük katkıda bulunan Muammer Ketencoğlu’nun 1922 öncesi İzmir’ine müzikal bir yolculuk niteliğindeki yeni albümü “İzmir Hatırası - Smyrna Recollections”, Kalan’dan çıktı.
“İzmir Hatırası”, 20. yüzyıl başında Türkçe, Rumca ve Yahudi İspanyolcasında (Ladino) söylenmiş türkülerin derlenmesiyle oluşturulmuş bir çalışma. Türkülere 96 sayfalık ayrıntılı bir kitapçık da eşlik ediyor.

38 müzisyenin katkısı var
Ketencoğlu, köyleriyle geniş bir alana yayılan İzmir’den Türkçe türküleri seçerken annesinden öğrendiği türkülerin yanı sıra, TRT Türk Halk müziği repertuvarından, Ali Fuat Aydın’ın derlemelerinden ve kimi taş plak kayıtlarından yararlanmış.
38 profesyonel ve amatör müzisyenin katkıda bulunduğu albüme Hüsnü Şenlendirici, Janet ve Jak Esim, Yota Mihalevi, Derya Türkan, Murat Aydemir ve Göksel Baktagir gibi isimler konuk oldu.
Usta müzisyen, araştırma sürecini şöyle anlatıyor: 
“TRT’nin derlediği Türkçe türküleri seçerken kayıtlardaki notalara çok bağlı kalmadım, daha çok yerel icralardan faydalandım. Çünkü halk müziğinde notadan çok üslup önemli. İzmir’den Türkçe derlenmiş 100 civarında halk türküsü bulunuyor.
Onların içinden kendi rengimizi gösterecek 8 türkü seçtik. Hatta 7 demek lazım, çünkü birini (Üç Kemerin Dibeği) Hüsnü Şenlendirici çalıyor.”
Rum halk türkülerini seçerken de yüzlerce türkü dinleyen Ketencoğlu, büyük oranda 1930’dan beri Yunanistan’da faaliyet gösteren Küçük Asya Araştırmaları Enstitüsü’nden yararlanmış. Ladino dilindeki türküler konusunda ise '80’lerde İzmir’e gidip oradaki kaynak kişilerden türküler derleyen Jak Esim imdadına yetişmiş.

10’dan fazla dil konuşuluyordu
'20’li yıllar öncesinde İzmir sokaklarında 10’dan fazla dilin konuşulduğunu belirten Muammer Ketencoğlu, Türkçe dışındaki dillerde söylenmiş pek çok türkünün günümüze ulaşamadan yok olduğunu belirtiyor:
“Bu, ulus-devletlerin kuruluşuyla ilgili bir süreç. Toplumlar, imparatorluklardan ulus-devlete dönüşme sürecinde genellikle içlerindeki azınlıkları yok sayma eğiliminde olmuşlar. Öte yandan SSCB’nin parçalanmasından sonra ortaya çıkan devletler, kendi içlerindeki azınlıkları boğazladılar. Osmanlı, Avusturya-Macaristan gibi imparatorluklarda edinilen bir arada yaşama kültürü, sonradan kurulan devletlerde sürdürülememiş ne yazık ki...”

Ermenilere ait örnek yok
Ketencoğlu, yaptığı ısrarlı araştırmalara karşın, türküler arasında İzmirli Ermenilere ve Levantenlere ait tek bir örneğe rastlayamamış. Bu konudaki avuntusu ise Ermeni kökenli İzmirli udi, şarkıcı ve besteci Markos Melkon Alemşeryan’ın sesiyle ünlenen Rum şarkısı “Dervisaki”ye albümde yer verebilmek olmuş. Ermenilerden geriye türkü kalmamış olmasını, bu toplumun yüzünü Batı’ya dönmesine bağlıyor müzisyen:
“Ermeniler İstanbul’da olduğu gibi İzmir’de de daha çok şehirli kültürü temsil ediyordu. Türküler eninde sonunda bir kırsal kültür kökü gerektiriyor. Ermenilerin İzmir ve çevresinde köy cemaati olmadığını düşünüyorum.
Başka bir neden de şu: Rumların 1922’de gidebilecekleri tek adres Yunanistan’dı. Ama Ermeniler dünyanın dört bir yanına dağıldılar. Onlara ait az sayıdaki İzmir türküsü de o karmaşada kayboldu, toplanamadı.” Ketencoğlu’na göre bu konudaki en büyük sıkıntı, dönemin İzmir halk türkülerinin bütünlüklü bir kaynakta toplanamamış olması. “İzmir Hatırası”nın pek çok kişinin bam teline dokunduğunu söyleyen Ketencoğlu, gene destekçi bir kurum bulunduğu takdirde bu albümün devamını getirmek istiyor:
“Araştırmamızı genişletip, daha farklı türkülere de yer vermek isteriz. Değinemediğimiz alanlar da oldu çünkü. Örneğin İzmir’de yaygın bir Yörük kültürü mevcut ve çok zengin semahları var. 1950’li yıllarda 50 civarında parça toplanmış buralardan. Ayrıca çok güzel, fazla icra edilmemiş enstrümantal zeybekler bulunuyor. Bu alanlara girememiş olmamız büyük bir eksiklik. Zaten yazılı kültürde de çok büyük eksikliklerimiz var.”