Muzik Kutusu << Geri Dön

Yeniden müzik yeniden Girit

[Özgür Çilek, Cumhuriyet Dergi 27 Ağustos 2000 ]


Girit'te bir yüzyıllı hasret giderildi. Muammer Ketencoğlu Rebetiko Topluluğu, yaklaşık bir milyon kişinin izlediği üç konserinde iki yakanın şarkılarını yorumladı. Mübadelede Alaçatı'dan giden kadınların oluşturduğu koroya eşlik etti…

Rembetiko ve Balkan müziği araştırmacısı Muammer Ketencoğlu, geçen günlerde Rebetiko Topluluğu'yla (Kompania Ketencoğlu) bir haftalık Girit turnesi gerçekleştirdi. Sanatçıyla turne ve yaptığı çalışmalarla ilgili olarak söyleştik.

Girit insanı ve kültürü ile bilgi verebilir misiniz?
Girit insanının, hem çevresindeki adalarda hem de kara Yunanistan'ından çok farklı karakteri var. Öncelikle son derece başına buyruk bir mizaca sahipler. Yüzyıllardan beri yaşadıkları günlük pratiği ve doğrularını sürekli savunuyorlar. Bir yanıyla içine kapanık ve utangaç diğer yanıyla da inatçı ve dik başlılar. Öte yandan Akdeniz'de bir uğrak noktası olması nedeniyle turizme ve Yunanistan'a yaptığı olumlu ekonomik katkı Girit'i en zengin Yunan adası haline getirmiş. Mesela şarkıcı Nikos Xiluris'in köyü Anoya'da hala şehir yüzü görmeyen insanlar var. Bu köy, polis ve jandarma kabul etmiyor, seçimlerde oy kullanmıyor. Yani bildikleri gibi yaşamak istiyorlar. Hatta ellerinde ikinci dünya savaşından kalma bir tank olduğunu bile duydum.

Ya müzik gelenekleri?..
Yüzyıllar öncesine uzanan köklü bir müzik geleneğine sahip Girit. Genel olarak halk müziği yalınlığından daha karmaşık, Doğu ülkelerindeki gelişmiş kent müziği ile eşdeğer sayılabilecek oturmuş bir sistematik bu. Girit kemençesi (Kritiki Lira) ve lautoyla icra edilen halk türküleri ve dans melodileri, zaman zaman Karadeniz melodilerini andıran karmaşık ritmik yapıda. Kullanılan ses dizgilerine baktığımızda da Doğu toplumlarında rastladığımız yarım sesleri sıkça görebiliyoruz. Eski Giritli müzisyenlerden Thenisis Skordelos, Nikis Xiluris ve günümüz sanatçılarından Vasilis Stavrakakis'i anmak gerekir.

Girit'te verdiğiniz konserler değinelim isterseniz…
Bu hikayenin başlangıcı Lozan Mübadeleleri Vakfı'nın geçen şubat ayında yaptığı toplantıya kadar gidiyor. Orada tanıştığımız Korina Niliaranikis, bu konserleri organize eden belediye ile bağlantımız sağladı. Konsere Kompania Ketencoğlu grubu olarak beş müzisyen gittik. Orhan Osman, İvi Dermancı, Stelyo Berber, Alpay Dinletir ve ben, üç konser gerçekleştirdik. Konserlerde geleneksel Türk, Rum ve Girit ezgileri ile Rebetiko klasiklerini çaldık. Bu konserlerde Çeşme, Alaçatı'dan göçen Rumların Heraklion'da kurduğu derneğin kadın korosuna da iki türkü ile eşlik ettik. Konserde Yunanistan'ın en önemli şarkı sözü yazarlarından Manolis Rasulis bizi çok gururlandıran bir konuşma yaptı.

İnsanların ve medyanın size bakışı nasıldı?
Genel olarak son derece sıcak karşılandık. Yunan ulusal televizyonu ERT1'e konuk olarak çağırıldık. Eleftrero Hitipia gazetesi, bize geniş bir yer ayırdı. Kısacası yoğun bir medya ilgisi ile karşılaştık. Yaptığımız müziğin gereği olarak konserlerimizde de sıcak bir dinleyici ilgisi ve katılımıyla görkemli anlar yaşadık. Üç konseri toplam 800-900 kişi izledi.

Turne ile ilgili bir anınız var mı?

Günlük bir Girit turu için aday yanaşmış bir Türk gemisinden kalabalık bir grup çıktı ve alışveriş yapmaya başladı. Biz de sokaklarda gelişigüzel dolaşırken içimizden geldi, bir Türk ailesine 'Merhaba' demek istedik. Yanlarına yaklaşarak 'Merhaba' dediğimizde 'Ah yoksa Eşber Yağmurdereli mi?' diye bir soruyla karşılaştık. Arkadaşlardan biri de "O değil ama onun arkadaşı" şeklinde cevap verdi. Aile tuhaf bir şekilde yanımızdan koşarak uzaklaştı. Artık yorumunu okuyucuya bırakıyorum.

Bu konseri birkaç yıl önce verseydiniz yine bu şekilde sıcak karşılanır mıydınız?
Pek zannetmiyorum. Son bir yıldır yaşananlar, medyanın ve politikacıların zaten bildiğimiz iki yüzlülüğünü açıkça ortaya çıkardı. Demek ki bu iki güç isterse iki halkı (düşmanı diyorlardı yıllardır) her platformda buluşturabilir. Depremden sonra halkın birbirine bu iki güç sayesinde nasıl yakınlaştığını gördük. Bugün bile Girit'e gittiğimizde, bazı belediye encümen üyelerinden bizim oraya neden gittiğimizi soran çatlak sesler de duyduk. Yine de sivil düzeyde artan yakınlaşmanın geri dönülemeyecek bir noktaya doğru hızla ilerlediğini düşünüyorum.

Yakın gelecekteki projeleriniz neler?
Bugünlerde Almanya'da ünlü Klezmer Grubu Brave Old World'le ben ve buzukici arkadaşım Orhan Osman, Türk-Yunan ve Klezmer müzikleri arasındaki ilişkiyi araştıran bir haftalık bir atelye çalışması ve ardından bir konser gerçekleştirdik. Bunun dışında, çalışmaları bir yılı aşkın bir süredir devam eden "Karanfilin Moruna-Anadolu Zeybekleri" adlı albüm çalışmam çok yakın bir zamanda dinleyicisi ile buluşacak. Yarıca yıllardan beri birlikte çalıştığımız Sumru Ağıryürüyen, Brenna Mac Crimmon ve Cevdet Erek'le olan Balkan müzikleri kayıtlarımız bitme aşamasında. Sonuç olarak tutku ile araştırıp ürettiklerimizi dinleyici ile paylaşmaya devam edeceğiz.