Muzik Kutusu << Geri Dön

Tele-röportaj

[ Öküz Dergisi, Temmuz 2001 ]


Alo Öküz'den arıyoruz. Muammer Ketencoğlu'yla mı görüşüyoruz?
Buyrun benim.

Yeni albümünüz "Karanfilin Moruna" çıktı. Tebrik ederiz.
Teşekkürler.

Sizin Kafkasya'dan Balkanlar'a kadar çok geniş bir bölgenin müzikleriyle ilgilendiğinizi biliyoruz. Zeybek müziğini tercih etmenizin nedeni neydi?
Düşüncemin ve yapmak istediğim şeyin olgunlaşmasını bekledim. Bir acelemiz yoktu. Zeybekler çocukluğumdan beri bende çok derin izler bırakmıştı zaten. Yunan müziğiyle de ağırlıklı olarak uğraşıyorum. 20. yüzyılda ortaya çıkan şehir folkloru, şehir müziği olarak adlandırabileceğimiz rebetiko müziği içinde de son derece geniş bir zeybek geleneği var. Sonuçta adım adım Zeybeklerin içinde buldum kendimi. Hiçbir zaman Türk folklorundan uzak hissetmedim kendimi. Adım adım yaklaştığım, olgunlaştığım bir noktaydı bu.

Albümün oluşum aşaması nasıl oldu?
Annemden çocukken duyduğum türküleri, günün birinde tekrar ondan dinlemem ve o yıllara geri dönmem hevesiyle oldu. Arkasından neyzen Şenol Filiz beni çok özendirdi. Dokuz parçanın düzenlemelerini Cengiz Onural'la birlikte yaptık. Onun dışında Menemen'den iki zurna, bir davul olmak üzere üç müzisyen geldi. Ardından Mehmet Erenler de albüme bir parçasıyla katkıda bulundu. Kendi evimizde akşam yiyeceğimiz yemeği pişirir gibi yaptık. Çok problemsiz ve keyifli oldu. O keyif ve yumuşaklığın albüme yansıdığını düşünüyoruz.

Şarkıları nasıl bir elemeye tabi tuttunuz?
En başta sesime ve çalgıma uygun zeybekleri seçtim. Akordeonun zeybek müziği geleneğinde olmadığını düşünürsek çok titiz davranmak gerekiyordu. Batı çalgılarıyla çalınabilen şarkılar seçmem gerekiyordu. Annemden öğrendiğim Zeybeklerin yanı sıra TRT repertuarını karıştırdım. Yani neyin dişime göre olduğunu anlamak için her yere diş attım.

Türkiye'de Zeybek müziği üzerine yapılan çalışmalara pek rastlamıyoruz…
Yalnız Zeybek müziği konusunda değil; Anadolu'nun her yerinde üretilen folklorun bugün modern bir anlayışla yorumlanması konusunda çok ciddi problemler var. Başlangıç nedeni olarak dini gördüğüm, kısıtlayıcı unsurlar var. Anadolu'da genel olarak sivil, kendiliğinden bir müzik geleneği özendirilmemiş, gelişmemiş. Ayrıca 1920'lerden sonra her geçen gün, Türkiye toplumunun yönetimsel aşamalarında genel bir Doğululaşma olgusunu fark etmek gerektiğini düşünüyorum. Basit bir ölçü olarak radyoya baktığımız zaman Ege'den, Trakya'dan parmakla sayılır derecede az sanatçı varken Doğu'dan çok fazla sayıda sanatçı girmiş TRT'ye Tabii bunun önemli bir nedeni de, Batı Anadolu'da halk arasında müziğe göreceli olarak daha uzak bakılması. Bizim oralarda bir söz vardır, " Dünyanın en kötü mesleği çalgıcılıktır, o da elinde bulunsun."

Soyadınız birçok yerde yanlış yazılıyor…
Soyadım her zaman problem oldu. Yazılırken "i" harfi unutulduğu için "c"den sonra "o" geliyor. Bu Ege'de yaygın bir şey.

Yeni projeleriniz neler?
İki ay içinde Sumru Ağıryürüyen, Brenna McCrimmon ve Cevdet Erek'le beraber yaptığımız "Ayde Mori" adında bir Balkan albümü çıkacak. Ardından özellikle Bulgaristan ve Makedonya'dan Türk folkloruna ait örneklerden oluşturacağım bir Rumeli Türküleri albümü yapmak istiyorum. Ayrıca 14 Eylül'de tanınmış Yunanlı şarkıcı Glykeria ile Selanik Beyaz Kule'nin önünde, "Balkanlar'ın Büyük Sesleri" adlı bir festivalde halk konseri vereceğiz.

Teşekkür ederiz…
Ben teşekkür ederim.