Muzik Kutusu << Geri Dön

Muammer Ketencoğlu dünya müziklerinden bir atlas yaratmış, gönlü saf müziklerde Halk Ezgilerinin İzinde

[Hatice Tuncer, Cumhuriyet, 20 Temmuz 2003 ]


Muammer Ketencoğlu, dünyanın tüm halklarının müziklerinden bir atlas yaratmış. Notalarla yeryüzünü boyamış, renklerini yeniden adlandırmış. Tüm dünya halklarının ezgilerini seviyor, ama Balkan müziklerinin yeri ayrı. Trakya’dan tüm Balkan ülkelerine akordeonu ile çıktığı müzikal yolculukta saf halk müziklerinin izinden gidiyor.

Müziğe ilk ve ortaokul yıllarında körler okulunda başlayan Muammer Ketencoğlu dayısının getirdiği akordeonu sevmiş ve müziğinin temel enstrümanı haline getirmiş.

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde eğitim gördüğü sıralarda değişik ülkelerin halk  müziklerine ilgi duyan Ketencoğlu, 1993’te eski ve yeni Rumca şarkılardan oluşan ilk albümü “Sevdalı Kıyılar-Latremmena Akroyalia”yı, 1994 ve 1996’da “Rebetika ve Rebetika II (İzmir ve İstanbul’dan Yıllanmış Şarkılar” albümlerini yayımladı.

Coğrafyaların müziği

Ketencoğlu geleneksel Doğu Avrupa Yahudi müziğinden esinlenen “Klezmer Müziğinin Öncüleri” adlı çalışmasından sonra 1995’te “Halklardan Ezgiler” başlığıyla dört kasetten oluşan Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Orta Asya Türki Cumhuriyetlerden halk müziği seçmelerinden oluşan bir antoloji yayımladı. 2001’de Türkiye ve Yunanistan’daki zeybek müziği geleneklerini harmanlayarak “Karanfilin Moruna-Anadolu Zeybekleri”ni yayımladı. Ketencoğlu, “halkların değil, coğrafyaların müzikleri vardır” düşüncesini her fırsatta dile getirir.

Etnik, dinsel görünümlü savaşların hiç tükenmediği Balkanlar’da halk müziği çalışmaları yapınca halkların değil “coğrafyaların” müziğine inanmış: “Aynı topraklar üzerinde yaşayan, farklı dilleri konuşan, farklı din ve inançları taşıyan ve farklı kültürleri yaşayan insanların müzik kültürü açısından çok daha fazla ortak yanı bulunur. Çok farklı dinsel ve etnik mozaiğe karşın müzik tektir. Yani müzik dilleri, inançları aşan  bir olgu olduğu için bütün bunları kapsayan bir üst kültür malzemesi olduğu için ben coğrafyaların müziği olduğunu düşünüyorum.”

Balkanlardaki geniş harman

Ketencoğlu “Balkan müziği” tanımını kolaylaştırıcı bir kavram olarak ele alıyor. Balkanlar’da yaşayan ve birçok ortak nokta içeren halkların müziğini ifade etmek için kullanıyor. Balkanlar’ın müzik gezginine Rumeli türkülerinin Balkan müziğindeki yerini sorduk: “Balkan müziği pek çok öğeden oluşuyor. Kapalı tarım ekonomilerinin ortaya çıkardığı köy müzikleri. Sırbistan’da, Bulgaristan’da, Arnavutluk’un güneyinde, kuzeyinde, İstanbul’dan Çek Cumhuriyeti’ne kadar geniş bir yelpazede şehir müziklerinin zengin bir görünümü var. Şehir müziklerinde çok ciddi bir Osmanlı etkisi görüyoruz.

Özellikle Makedon şehir müziği üzerinde konuşuyoruz. Balkanlar, Çingenelerin en çok yer değiştirdiği coğrafyalardan biridir. Çingenelerin etkileşimlerini arttırdıkları müzik geleneklerini düşündüğümüz zaman Balkanlar çok geniş bir müzik harmanına sahip. Balkanlar’ın her tarafında yüzyıllardan beri kültürel ürünler bırakarak yaşamış bir toplum olarak Türklerin de geniş bir müzik geleneği söz konusu.

Özel bir müzik formu

Romanya’dan Dobruca’dan, Gagavuz türkülerine, Bulgaristan, Makedonya, Kosova Türk halk ezgi ve türkülerine kadar geniş bir görünüm karşımızda. Rumeli türküleri de hem bizim Balkanlı tarafımızı, hem de Balkanlar’ın Türk tarafını ortaya koyar. Balkan müziği içinde de  Türk müziği, Osmanlı’dan gelen yüksek müzik geleneği ile Slav ve Arnavut müziğinden gelmiş kimi öğeleri bir araya getiren özel bir müzik formudur.

Ketencoğlu’nun müzik yaşamında, doğup büyüdüğü İzmir’in Tire ilçesinde Balkan ülkeleri radyolarından dinlediği müziklerin etkisi olmuş.

Kültür birikimi hepimizin

Ketencoğlu, Türkiye’de Yunan, rebetiko ve Balkan dillerinde şarkı söylemek gibi zorlu bir yolda ilerlemeyi tercih etmiş: “En önemli çerçeve yeryüzünde bugüne kadar üretilmiş geleneksel müziğe duyduğum çok derin saygıdır. Nasıl kendi insanımızı başka toplumların insanından daha üstün görmüyorsam başkalarının müzik geleneklerini de bizimkilerden daha aşağıda görmüyorum. Böyle bir yeryüzü kültürü yaklaşımım var.

Yeryüzünün herhangi bir yerinde üretilmiş kültür birikiminin hepimizin olduğunu düşünüyorum. Temel ortak yanımız insan olmamız. Çin’de üretilmiş bir halk müziği de Bolivya’daki de beni ilgilendiriyor.

Bu geniş geleneksel müzik atlası içinde yıllardan beri benim yaptığım yolculuk, benim en iyi neyi yaptığımı anlamaya yöneltti. Yunan ve Balkan müziğini en iyi yaptığımı keşfettim.

Kendi yaşadığım ülkeyi de hiçbir zaman kenara koymadan dinleyiciye en iyi bildiğimi sunmak gayretiyle, geniş yelpazede çalışmalarımı sürdürüyorum.” Ketencoğlu, 1997 yılından beri kendi kurduğu “Kompania Ketencoğlu” ve “Bir Balkan Yolculuğu” gruplarıyla sahne çalışmalarını sürdürüyor.

Kompania Ketencoğlu, Yunan ve rembetiko müziği, “Bir Balkan Yolculuğu” topluluğu ise Trakya’dan, Çek Cumhuriyeti’ne kadar geniş bir coğrafyadan halk türkülerini yorumluyor.

Sanat silahlardan güçsüz

Bir Balkan Yolculuğu topluluğuyla 2001’de yaptığı “Ayde Mori” albümünden bir şarkı İngiltere’de bölgeler, ülkeler ve müzik tarzlarıyla ilgili antolojiye alınmış. Ayde Mori, Ketencoğlu’nun “Goran Bregoviç’le Sırbistan’daki Çingene müziğine indirgenen Balkan müziğinin gelenekler harmanı olduğunu göstermeye çalıştığı” bir çalışma olmuş.

Ketencoğlu ortak müzik gelenekleri olan toplulukların birbirine yakınlaşması konusunda karamsar. “Savaşlar pek çok şarkıyı ortaya çıkarmıştır, ancak müzikal temeli, o bölgeye özgü ortak geleneklerdir. Böyle bir durumda müzik ve sanat insanları ne kadar birbirine yaklaştırabilir sorusu gündeme geliyor. Gençliğimde bu konuda çok daha iyimserdim ve heyecanlı yaklaşımlar içine sürüklenirdim sık sık. Ancak dünyadaki reel politika içerisinde şarkıların ve sanatın silahlardan daha güçsüz olduğunu gördük. Bu konuda çok daha karamsarım. Bu yolumuzdan döndüğümüz veya müziği hafife aldığımız anlamına gelmiyor.

Ancak sanatı ve belli bir kaliteyi taşıyan müziğin dinleyicisi çok az. Her geçen gün de azaldığını düşünüyorum. Çok yoğun bir yozlaşma bombardımanı var. İyi müziğin ulaşabildiği insan sayısı belli bir sınırda kalıyor, dolayısıyla geniş kitlelere çok kolaylıkla düşmanlık ve ağır milliyetçilik kolaylıkla enjekte edilebiliyor. Müzik de sanat da güçlü, ama gücümüzü içinde duyacak, o gücü aktarabileceğimiz insan sayısı çok fazla değil.

Vakıf kurmak istiyor

Ketencoğlu, önümüzdeki sonbahar aylarında Makedonyalı bir nefesli çalgı grubuyla, bilinen ve çok söylenenler dışında Rumeli türkülerinden oluşan bir albüm hazırlıyor. Ketencoğlu “Balkan Araştırmaları Vakfı” kurarak yıllardır emek verdiği Balkan müziği çalışmalarından edindiği birikimi vakıf yoluyla paylaşmak istiyor.