Muzik Kutusu << Geri Dön

KLEZMER MÜZİĞİNİN ÖNCÜLERİ (1905- 1952)

1995


Hazırlayan: Muammer Ketencoğlu




01.TRACK 01
02.TRACK 02
05.TRACK 05
08.TRACK 08
09.TRACK 09
10.TRACK 10
11.TRACK 11
13.TRACK 13


Klezmer Müziği'nin ayrıntısına girmeden önce sözcüğün kökeni üzerine birkaç söz söyleyelim: Klezmer sözcüğü, ibranice kle ve zemer sözcüklerinden oluşmuştur. Sözlük anlamıyla, şarkı gemisi ya da şarkı enstrumanı demektir. Bu yüzden, büyük klarnet ustası Giora Feidman'in "ben klarnet çalmıyorum, klarnetimle şarkı söylüyorum" ifadesini anlamak, biraz daha kolaylaşır bizim için.
2000 yıl Önce Filistin'den kovularak dünyanın dört yanına dağılan Yahudi toplumu, bugüne dek birbirinden çok farklı ve akıl almaz derecede renkli bir kültür yaratmıştır. Ortaya çıkan irili ufakli Yahudi toplulukları, Filistin'den getirdikleri görece homojen din küİtürü yanısıra, içinde yaşıdıkları toplumun yaşam biçimi ile de etkileşerek, şehirden şehire bile degişkenlik gösteren bir kültürel çeşitlilik ortaya çikardılar. Zaman içinde, İspanya'da ve İspanya dışında yaşayan yahudiler arasında ortaya çıkan yaşam tarzı farklılıkları Eşkenaz ve Sefarad kültüreİ ayrışmasına neden oldu (bu bir mezhep farkı olarak düşünülmemelidir). Daha çok orta ve doğu Avrupaya yerleşen eşkenaz yahudi toplulukları Germen ve S!av halklarıyla gerçekleştirdikleri kaynaşma sonucunda İbranice, Almanca ve Slav dillerinden birtakım ögeleri biraraya getiren "Yidiş" dilini oluşturdular.
Yidiş konuşan topluluklar günlük yaşam açısından birlikte yaşadıkları halkların kültürü ile yoğun bir entegrasyon oluştursalar da, musevilik yaklaşık bin yıl bu toplulukların dinsel kısıtlamalara karşın geİişen yidiş kültüründen söz ettiremedi. Müzik geleneği de, 1800'lü yılların ortalarına dek büyük ölçüde kökeni Filistin'e dayanan fakat yine de zaman içinde, yaşanan bölgenin geleneksel motiflerini de kapsayabilen dinsel melodilere dayanmaktaydı.
XIX. yüzyılda. tüm dünyayı sarsan Fransız devrimi sonrası ulusalcı eğilimler ve Marx'ci düçünce yahudi topluluklarını da derinden etkiledi. Ve bu yıllarda, yahudiler için de Haskala dedikleri bir aydınlanma dönemi, kültürün alabildiğine özgürleştiği-yaratıcılaştığı bir parlak yapılanma dönemi başladı. Müzik açısından baktığımızda, bu ilk kez olarak dans ve eğlence kültürünün ortaya çıkışı dolasıyla din dışı profesyonel müzisyenliğin ortaya çıkışı anlanımına gelir. Her ne kadar yüzyıllardan bu yana cantor ve klezmorin (ki klezrner sözcüğünün kökeni olarak varsayılır) denen halk şarkıcılarından kitaplar söz etse de, bunlar din dışı bir folklorik gelenek oluşturacak denli belirleyici olamamışlardır. İşte 1850'lerden sonra orta ve doğu Avrupa halklarının folklorik ezgileriyle kendi yerel müzikal geleneklerini özel bir uyumla biraraya getiren yahudi müzisyenler, sonraları Amerika'da sınırlı ölçüde de olsa cazla beslenecek klezmer müziğinin ilk örneklerini üretmeye başladılar. Bu çabalar arasında Abraham Goldfaden'in dahiyane yaratıcıliğı, yidiş kültürünün ve müziğinin göstereceği büyük gelişimin habercisi olacaktır. Goldfaden, yaşadığı Romanya'nın Jassy kasabasında daha 1870'lerde, şarap mahzeninden bozma bir mekanda halka küçük komik müzikaller sunmaya başladı. Bu müzikaller, bir yandan yidiş tiyatrosunun öte yandan Eşkenaz yahudi folklorunun kökenini oluşturur (ayrıca klezmer müzigine gizemci yahudi tarikatlarından olan Hasid melodilerinin de etki ettiği düşüncesi yaygındır).
Goldfaden'in yidiş tiyatrosu çok büyük ilgi görmüş, göçler sonrasında Amerika'da yüzlercesinin ortaya çikması sayesinde yidiş dili ve edebiyatına yaşamsal derecede önemli bir gelişim çizgisi kazandırmıştir. Aynca mükemmel bir müzİk belleği olan Goldfaden, yanlızca kendi yerel kültürünü bilen yahudi topluluklarına, çok farklı müzikal zevkleri biraraya getiren tanıdık tanımadık melodileri sunmuş ve bunlara karşı derin bir sevgi ortaya çıkarmıştır.
XIX. yy. sonralannda Avrupa'da gitgide artan yahudi düşmanlığı ve Amerika'nın çekiciliği yüzünden, buraya çok büyük bir yahudi nüfus göç edip yerleşmiştir. Artık 1890'lara geldiğimiz bu dönem, din dışı yahudi eğlence ve dans müzıği olan Klezmer'in açıkça ortaya çıktığı ve ilginç bir raslantı ile kendisi de bir yahudi olan Emile Berliner'in geliştirdiği taş plaklara seslerin kaydedilebilmcsi yöntemi saycsinde yaygınlıkla halka ulaşabilidiği dönemdir.
Genellikle enstrümantal olarak icra edilen Klezmer Müzigi hem küçük ve samimi orkestralarla çalınması açısından, hem de melodik temaları açısından doğu ve orta Avrupa folklorünün derin izlerini taşır. Parça ya baştan başa orkestral düzenle ya da yine orkestra eşliği temel alınarak bir ya da bir kaç solo enstrümnın ayrı ayrı yer aldığı bir düzenleme anlayışı ile seslendirilir. Amerika'ya gelmelerine karşın eskiden yaşadıkları toprakları özlemle anan yahudi müzisyenler kurdukları topluluklara "İbrani-Bulgar Orkestrası, Romanya Orkestrası, Besarabya Orkestrası" gibi adlar koymuşlar; "Krişenev'den anılar" gibi şarkılar yazmışlar ve Doyna, Sirba ve Hora gibi Balkan folklorik biçimlerini olduğu gibi kullanmışlardır. XIX. yy. doğu Avrupa'sının izlerini taşıyan ilk Klezmer ömeklerinde keman, klarnet ve flüt gibi solo çalgılar orkestra eşliğinde kullanılmış, 1910'lardan başlayarak piyano, bakır nefesliler, kamış düdükler, akordeon ve nadiren de bir orkestra solisti eklenmiştir. Emile Berliner'in G&T (Gramophone and Typwriter) plak şirketi başta olmak üzere birçok şirket ticari ya da daha yerel çok sayıda kayıt yapmıştır.
Klezmer müziğinin en başta gelen solo çalgısı kuşkusuz klarnettir. Ucuzluğu taşıma kolaylığı ve yahudi müzisyenlerin büyücülük derecesinde ustalıklı yaratıcilıkları sayesinde bu çalgı yaklaşık yüz yıldır dinleyiciyi derinden etkilmektedir. Seçkide yer alan Brandwein, Beckeman, Dave Tarras ve Musiker gibi ustaların yanı sıra, günümüzde de Giora Feidman, Kolsinha gibi yasayan yorumcular bize yepyeni tatlar sunmaya devam ediyorlar.
1915'den sonra Klezmer müziği cazla da büyük etkileşime girdi. Klezmer orkestralarına katılan bakır nefesliler ve grupların gitgide kalabalıklaşması, Dixyland cazıyİa yapısal benzeşmeler ve kaynaşmalar yarattı.
1920-1940 arası Klezmer müziği için en parlak dönem olmuştur. En çok kayıt bu yıllarda yapılmış, sayısı gitgide artan Yidiş tiyatrolan ve radyo istasyonları çok zengin bir Klezmer literatürü oluşmasını saglamıştır. Ikinci dünya savaşından sonra gelişen hafif muzik, genç müzisyenleri bu kökleri geçmişe uzanan müzikten uzaklaştırmış, ciddi bir kültürel asimilasyon dalgası yayılmıştır. Uzun süre, Klezmer müziği üçüncü kuşak yahudi müzisyenlerin ona yeniden sahip çıktıkları 1980'lere dek adeta rafa kaldırılmıştır. 1980'lerden sonra bu kültürel hazine sanki yeniden keşfedilmiş, gündeme getirilmiş Amerika ve Avrupa'da belki yüzlerce Klezmer Band kurulmuştur. Aynı zamanda hala yaşayan Klezmer müzisyenlerinin deneyimlerine ve çalış üsluplarına büyük yakınlık duyulmuştur.
İşte bu derlemede dinleyeceğiniz şarkılar, renkli Eşkenaz yahudi kültürünün yarattığı, doğu ve batıyı bir arada bulabileceğiniz, küçük dinsel motiflerle neşeli Balkan danslarının kucaklaştığı Klezmer müziğinin ilk örnekleridir. Taş plak sıcaklığı ve yorumların samimiliği açısından bu ilk kayıtlar, günümüzün modern kültürünün ısrarla sahip çıkması gereken önemli ayrıntılardan bence.
Size yeni tatlar taşıması dileğiyle...

Muammer KETENCOĞLU 26.9.1994