Muzik Kutusu << Geri Dön

HALKLARDAN EZGİLER 1

ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ HALK MÜZİĞİ, 1995


HAZIRLAYAN: Muammer KETENCOĞLU 
 




01.KARİ NAVO
05.ASSALOM
09.GELİNLER
11.DAGLAR
12.MARAL GELEDİR
13.AKESEKLİ
16.AKKOYUN
18.KER TOLGA
21.ALİMKAN
23.VORARAK

 

ORTA ASYA HALKLARININ MÜZİK KÜLTÜRÜ ÜZERİNE
Başlı başına bir dünya olan Orta Asya'nın müzik birikiminin şaşırtıcı denli zenginliğine ve çeşitliliğe sahip olduğunu görüyoruz. Zamanın gizemli eli, uçsuz bucaksız steplerde yüzlerce etnik yapıyla, bir o kadar yaşam tarzını yaratmış, kaynaştırmış, ters-yüz etmiş ve birçok kez her şeyi yeniden başlatmıştır. Göçebe yaşam tarzıyla, sanayideki gelişmeyi bir arada barındıran bu devasa bölgede, müzik de dahil olmak üzere hiçbir konuda genelleme olanağından söz edilemez. Ayrıca, milliyetçilik kökenli-zorlama benzerlik kurma çabalarını da bir kenara atmalıyız.
Bu yüzden elinizdeki derleme, bu renkli dünyaya açılan bir minik pencere olma iddiasini aşamıyor. Bir çok ayrıntıyı kaçırdığınız, her şeyi daha küçük gördüğünüz bir uçak penceresi belki... Bu seçkiyi hazırlarken bir yandan sizlere Özbek, Türkmen, Kazak ve Kırgız halklarının en yaygın kullandığı çalgıları duyurmaya çalışırken, öte yandan temsil edici olduğunu hissettiğim formlardan seçtiğim örnekleri bir araya getirmeye çalıştım. Yararlandığım kaynakların Batı Avrupa kökenli olması yüzünden şarkı listesinde transkripsiyon hatalarının bulunuabileceğini belirtmeliyim.

Size, Orta Asya halklarından genel bir görünüm yansıtmayı amaçlayan bu çalışmanın zihninizde yeni ve hoş duyarlılıklar yaratması dileğiyle...

MUAMMER KETENCOĞLU 16.9.1994

ÖZBEKİSTAN
Kökeni göçebe Türk kabileleri olarak bilinen Özbek Halkı'nın zengin müzikal birikimi, ataları Doğu İran Kabileleri olan Tacik halkiyla yoğun bir etkileşim oluşturarak zaman içinde son derece karmaşık bir sanat düzeyine ulaşmıştır. Başlangıçta çesitli enstrümantal ve vokal melodiler kullanan Özbek müzisyenler, bu yapilardan daha geniş ve bütünlüklü yapıtlar ortaya çıkarmışlar ve bunları günümüze dek nesilden nesile aktarabilmişlerdir. Özellikle IX. yy.'dan sonra kurulan profesyonel müzik loncaları Özbek müziği için önemli bir köşe taşı niteliğindedir. Ciddi bir çalısma alanı olarak ortaya çıkan profesyonel müzisyenlik sayesinde Özbek makomu (makam) mükemmel bir düzeye ulaşmıştır. Makomlar, belli melodik dizilere bağlı kalınarak bestelenmiş bir çok vokal ve enstrümantal bölümden oluşan bütünsel yapılardır.

Özbek ve Tacik geleneksel müziğinde Fergana Vadisi'nde gördüğümüz yerel makomlar dışında, adlari Burzuk, Rost, Navo, Dugok, Segok, Irok olmak üzere altı ana makam bulunur Bu altılı makom sistemine Sakmak denir. Makomların birinci bölümü (muskilot) enstrümantal beş parçadan, ikinci bölümü ise (nasr) dört vokal bölümden oluşur. Vokal bölümlerin sözleri genellikle büyük Özbek ve Tacik şairlerden (Cami ve Sadi gibi) alımnmıştır. Özbek ve Tacik geleneksel müziğinde nefesli, telli ve vurmalı çalgıların çesitli kombinasyonlarindan olusan bir çok çalgı topluluğu türü vardir.

Özellikle vokal müzik geleneği İran etkisini açıkça içerse de özgünlüğünü yitirmemiştir ve bir dereceye kadar kulağımıza aşina, alabildiğine içli bir şarkı söyleme tarzı olarak karşımıza çıkar.


TÜRKMENİSTAN
Türkmen halkının başlıca iki kökeni Oğuz Türkleri ve bazı Pers kabileleridir. Çok sayıda göç kaynaşmalar, etkileşimler, ters-yüz oluşlar ve yeniden yapılanmalar Orta Asya’nın bu en çok çeşitliliğe sahip toplumunu oluşturmuştur. Bugün bile etkileri süren kabile yaşam tarzı dil ve kültür açısından oldukça derin farklılıklar yaratsa da özgün bir kültürel ve müzikal gelenekten söz edebiliriz.

Türkmen müziği başta Türk ve İran etkileri olmak üzere daha bir çok ilgisiz ve hatta karşıt etkiyi bir arada barındırır. Bazı şarkıların enstrümantal çeşitlemeleri dışında hemen hemen tüm repertuar vokaldir. Vokal müzik repertuarı Bakşi olarak adlandırılan erkek şarkıcıların söylediği çok sayıda şarkıdan oluşur. Geleneksel Türkmen müziğinde vokal geleneği şaşırtıcı derecede benzersizdir. Şarkılar beş ayrı makamda ve üç değişik ritim eşliğinde söylenir. Bakşi’ye kimi zaman yalnızca en yaygın Türkmen çalgısı Dutar, bazen de iki dutar ve gıcak eşlik eder. Kıta ya da satır aralarında Bakşi tarafından hem şarkının duygusal gerilimine katkıda bulunması için, hem de sanatçının yaratıcılığını açığa çıkaran gırtlak becerileri sergilenir. Bunların üç türü bulunur ve Cuguldamak, Hülemek ve Hünlemek olarak adlandırılır.

Türkmen müziğinde statüleri eski Şamanlarınkini andıran Bakşiler’in önemi çok büyüktür. Bakşiler gerekli ses rengine sahip olma ve onu kontrol edebilme koşullarını aşabilirse yaklaşık on senelik bir usta eğitimi sonrasında dinleyici karşısına çıkabilirler. Seçkideki Türkmen şarkılarının sizleri oldukça şaşırtıcı duygulara sürükleyeceğini sanıyorum.


KAZAKİSTAN VE KIRGIZİSTAN
Kültürleri ve müzikleri ikiz kardeş gibi olan bu iki halkın oluşmasında İran dili konuşan Sak kabileleri, Türkler ve Moğol’ların birincil olduğu söylenir. Türkmen müziği ile birlikte dar makamsal aralıklardaki akıl almaz işleme ve süslemeler, Kazak ve Kırgız müziğinin en belirleyici özelliğidir.

Kiyu’lar, Kazaklarda daha baskın olmak üzere bu iki halk tarafından en çok sevilen ve kökleri eski halk destanlarıyla doğa olaylarına dayanan enstrümantal formlardır. Kazaklarda Dombra, Kırgızlarda ise Kopuz ile çalınır. Kazak kültüründeki, kötü bir haberi son derece dolambaçlı hikayeciklerle anlatma eğilimi Kiyu’ların kökenini oluşturur. Önceleri bazı halk destanları ve belli bir amaçla söylenen bu hikayeler sözlü iletim yoluyla benzeri durumlarda Dombra eşliğinde anlatılırdı. Sonradan söz öğesi yavaş yavaş kaybolmuş ve geriye söz konusu destanlar ve olaylardan ayrıntıları Dombra ile betimleme amacı taşıyan enstrümantal besteler kalmıştır. İşte bunlar özellikle XIX. yy.’da anlatım olanakları doruğuna ulaşan Kiyu’lardır. Bu dönemde çok önemli Kiyu bestecileri yetişmiştir.

Bundan başka Akin denilen ve daha çok şarkıcıkları ile öne çıkan müzisyenlerin de bu iki kültürde oldukça büyük önemi vardır. Akin’ler Manas denen eski halk masallarını, Kazaklarda Dombra eşliğinde, Kırgızlarda eşliksiz olarak anlatırlar, başlarından geçen ilginç olayları teatral bir tavır sergilerler ve doğaçlama şiir yazıp buna belli bir melodi uydurarak seslendirirler.

Kırgız ve Kazak müzik kültüründe çalgı orkestralarına 1930’lardan başlayarak rastlamaktayız ve bu büyük halk çalgıları orkestraları için, anlatım olanakları son derece gelişmiş parçalar yazılmıştır.