Muzik Kutusu << Geri Dön

Hacıdakis'in Arayış Dolu Öyküsü [29 Haziran 1994 ]


 
Muammer Ketencoğlu/Cumhuriyet Kültür-29 Haziran 1994

Hacıdakis'in Arayış Dolu Öyküsü

Yaşama salt bir müzisyen olarak değil, genel tavrı olan bir aydın gibi bakardı.

Büyük sanatçıların zaman geçtikçe, bir anlamda öldükten sonra anlaşıldıkları söylenir. Acı, -ama yitip gitmeye yeğdir kuşkusuz. İşte kendi serüveni içinde kusursuzluğu yakalamak istercesine, nota nota işlediği yüzlerce ölümsüz şarkının yaratıcısı Manos Hacıdakis'le dinleyicisinin ilişkisi böylesine buruktur. Onun yapıtına ve yaşam tarzına baktığımızda, aksi sanatçı görüntüsü arkasında bu burukluğun gitgide büyüyen gölgesine karşın özgün yaratıcılığını koruma amaçlı diretici bir kişilik buluruz. Büyük ustanın ölümünün üstümde yarattığı etkileri anlatarak yazıyı dramatize etmeye hiç niyetim yok. Ancak onu yitireli iki hafta olduğu halde bu ilk çiziktirme denemesinin bana ait olmasından duyduğum üzüntüyü de belirtmeden geçemeyeceğim.

Savaş sonrası yıllar...
Büyük usta,1925'te Kuzey Yunanistan'ın Yenice kentinde, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğdu. 7 yaşında ailesiyle birlikte Atina'ya yerleşti. Gençlik yılları dolayısıyla kişiliğinin duygusal boyutunun büyük ölçüde şekillendiği yıllar, savaşın günlük ve günlük olmayan sıkıntılarıyla geçti. Belki de bu yüzden müziğinin kökü, kavruk ve hüzünden yana gibi gelir bize. Savaş biter bitmez, yanmış yıkılmış Yunan kentlerinde yaptığı aylar süren gezi, ona birçok soru işareti de taşısa yepyeni ulusalcı bakış açısı kazandırdı. Bunun yaygın anlayışlarla hiçbir ilgisi yoktu elbet. Tam bu yıllarda, aralarına katıldığı bir grup genç aydınla ilişkisi, gerek müzik gerekse yaşama dair genel tavrını büyük oranda temellendirmiştir.

Özgünlük ve yenilik
1950'lere geldiğimizde, geçimini sağlamak için film müzikleri bestelemeye başlar; ard arda onlarca film müziği. İşte o yıllarda, yakından tanıdığımız Aliki Vuyulaki'nin kah hüzünlü kah çocuksu şen sesinden bize ulaşan şarkılar, bu şarkılardır. Her ne kadar Hacıdakis, bu şarkılar için çok acımasız yargılar koysa da (bu onun yaratıcı tersliğindendir) daha o zamandan döneminin müziği içinde apayrı, özgünlüğünü ve yeniliğini müjdeleyen bir yere sahiptir. Bu dönemde bestecinin şarkılarını yorumlayan şarkıcılar içinden Meri Lo en dikkat çeken addır kanımca, hemen ardından Nana Mouscouri ve Gregoris Bitikotsis'i anmalıyım. Özellikle Nana Mouscouri, Hacıdakis'in en rahat çalıştığını söylediği şarkıcıların başında yer alır. 1970'lerde uzun bir ayrı düşme öz konusu olsa da 1985'ten sonra birlikte bir albüm daha yaptılar. 1962'ye geldiğimizde sanatçıya dünya ölçüsünde ün kazandıran Never On Sunday (Pazarları Asla) filminin müziği beklenmedik bir başarı sağlamıştır. "Saygı duyulmayan bir kaynaktan gelen bir başarı, başarı değildir" diyen besteci, bundan dinleyiciyi yabancılaştırmak için çok özel bir çaba harcamıştır.

1964'te Teodorakis'le yaptığı müziğe dair tartışmalar sonucunda anti-popülist bir ulusalcı anlayışa varmıştır. 1965'lere dek yazdığı şarkılar, genel olarak kent kökenli halk müziğinin (laika) derin izlerini taşır.

Hacıdakis'in kendine özgü müziğinin oluşmasında halk müziğinin önemli bir yeri vardır. Bestecinin sürekli arayan beyni, bu tür müzikte var olan zenginliği, duyarlığı ve melodik gücü bulup çıkarır. Halk müziğinin otantik yapısındaki ataerkil yapı sanatçıyı büyülemiştir.

Çalışmaları, halk şarkılarının ritmini ve melodisini taşır, ancak Avrupa "lid" yorumlarının mükemmelliğini ve bilgeliğini de içinde barındırır.

İnanılmaz bir müzik zevki olan Hacıdakis, halk şarkılarının müzik dilini olağanüstü bir farklılığa ulaştırmıştır.

Rebetiko müziğine sevgisi
Sanatçı rebetiko müziğine de derin bir sevgiyle bağlıdır. Buzuki ustası Y.Zambetas ve büyük rebetiko bestecisi V.Tsitsanis ile birlikte plaklar doldurmuştur. Bu yüzden söylendiği gibi halk müziğine ya da rebetikoya karşı oluşundan değil, bumların zaman içinde yozlaşması yüzünden karşıt bir tavır sergiler.

Kanatlarım vardı bir kartal gibi
ve uçardım, çok yükseklerde
uçardım.
Ama tapılacak bir el, taptığım bir el,
kesiveriyor kanatlarımı
uçamayayım diye yükseklerde.
Kanatsız bir kartalım şimdi,
Sevgisiz ,sevinçsiz...

Eğitimini klasik batı müziği temelinde aldı ve ona derinden bağlandı. Bu yüzden onun yapıtında günlük müziğin kabalığından kırıntılar aramak boşunadır. 1965'ten sonra ağırlıklı olarak kendi içinde bütünlüğü olan şarkı albümleri bestelemiştir peş peşe. İşte bu yıllardan başlayarak o güne dek rastlanan şarkı geleneğini ters yüz eden, Batı klasik müziğinin etkisinin açıkça görüldüğü ağır başlı ve dinleyiciyi zorlayan bir çizgi tuturmuştur gitgide. Artık buzuki kullanmaz olmuştur şarkılarında. Sevmeyişinden çok, turistikleştiği ve kullanım olanakları tükendiği için.

Bir güzel battı
o koca bataklığa,
bir köpek uludu
yalnızlığın içinden.
Bana geceden söz et
eline al feneri,
kimseleri bulamam
Filomelacığım gibi.
Arzu adlı köy albümünden 1977

Manos Hacıdakis'in çalışmaları içinde tiyatro müziklerinin çok önemli bir yeri vardır. Daha geçim sağlamaya yönelik film müziklerinden önce onun müzikteki arayış arenası olarak oyun müzikleri tek tek ortaya çıkmaya başlamıştır bile. Lorca'nın ünlü Kanlı Düğün'ünü şair dostu Nikos Gatsos'un Yunancasıyla müziklemiş, dar bir çevrede de olsa büyük bir ilgi toplamıştır.

Tiyatro müziklerinden Hacıdakis'in başyapıtları doğmuştur. Bu yapılarda müziği çok küçük dokunuşlarla ideal ses atmosferine kendini öne çıkarmadan tiyatro söylemenin plastik güzelliğine adeta yardımcı olurcasına yerleştirmiştir. Aynısını film müziklerinde de görürüz.

Ninni bebeğim, ninni,
Bak ,koca atımız
susamamış daha.
Kim bilir, ah bebeğim,
nasıl bir türkü söyler dere
o yeşil çayırlarda?
Kanlı Düğün 1948

1965 sonrası şarkılarında baştan beri fark edilen yenilik, daha karmaşık,daha sıra dışı, belki de daha puslu bir anlatıma evrilirken oyun müziklerinde bu daha yeniyi, daha kusursuzu yakalama cebelleşmesi doruğa ulaşır. Hayata salt bir müzisyen olarak değil, genel tavrı olan bir aydın gibi baktığından ötürü, bir yandan konu açısından çok renkli, öte yandan şiirsel standardı açısından da son derece düzeylidir.

...Ayyaş Yorgo'nun karısı uzanmış düş görüyordu
dört yanı duvarlarla çevrili bir bahçede
dolaşıyor aşığıyla ve durmadan gülümsüyordu....
Mihal Kaptan adlı albümden 1966

Cunta yıllarından sonra (1975-1981) devlet radyosunda ve senfoni orkestrasında görevlere talip olarak toplusal sorumluluk yüklenme çabaları, umduklarını yapamadığı için onu hayal kırıklığına uğratmış, kendini yeniden müziğe vermiştir. Özellikle 1985'te kurduğu Siriyos müzik topluluğu (özgün bir oda orkestrası) ile eski yeni birçok yapıtını kaydetmiş, bunun dışında birçok sıradışı sanatçıya konser ve kayıtlarında yardımcı olmuştur.

...Sarı papatyalarla yaban nanelerinin
ve ilk buhur-u-meryemin açtığı bu topraklarda
çimento pazarlığı yapıyor şimdi köylüler
ve kızgın fırınlara düşüp ölüyor kuşlar.
Gençlerin tapınağa girmeden saygıyla
elele tutuştukları bu kutsal yerde
cigara izmaritlerini fırlatan turistler....
Çılgınlar Yozlaşma ve Düş Şarkıları albümünden 1976

Oturmuş, Manos Hacıdakis'in piyanosuyla topluluğu Siriyos'un seslendirdiği Otuz Akşam Duası'nı dinlerken, onun bir büyücü olduğunu düşünüyorum. Bizim hissettiklerimizi ölümsüz bir kusursuzlukla sunan ve artık soyut biçimiyle tüm dünyaya yayılan üzgün, ama babacan bir büyücü.

Yaşam ve insan sevgisi
Şarkıları sadece aşk ve terk edilen aşıklar üzerine değil,yaşama ve insana duyulan derin sevgiyi dile getirir.

...Şimdi sevinç diye sakla bu düşü
buhur-u-meryem olarak yaşa ormanda
ve yeniden doğmadan güneşte
kendi anahtarın say sevgiyi
bu gece dinleneceğin cennet kumsalında....
Mitoloji adlı albümden 1965
Sözler:Nikos Gatsos

İşte bir soru: Kitle kültürünün kendi eğilimleri dışında kalan sanatçılara yaşama alanı tanımadığı günümüz toplumlarından yeni Manos Hacıdakis'lerin yetişebileceğine dair umudumuz olabilir mi?


Kaynakça:
Kostas Milonas
Historiya Tu Eleniko Trağudnyu
(Yunan Şarkısının Tarihi:Vol.2 1960-1970) Kedros Yayınevi 1985
Manos Hacıdakis 1990 İstanbul Festivali Program Kitapçığı.