Muzik Kutusu << Geri Dön

Dağlar Yurdu Afganistan Müziğine Genel Bir Bakış [Kasım 2001 /1 ]



Eski Dergisi - Kasım 2001 /1

Dağlar Yurdu Afganistan Müziğine
Genel Bir Bakış

"Afganistan'da çoğunluğu oluşturan Sünnilere göre, Şiiler ve her zaman hayata daha kısıtlamasız bakan az sayıdaki Sufi tarikatı müziğe daha sıcak durdu…"

"Düğünler 'Sorni'siz olmaz ancak ona dindar çoğunluk 'şeytanın penisi' der!..."

"Kuzey Afganistan'daki Türk müzikleri birlikte yaşadıkları Peştular'ca ve Orta Afganistan'daki Hazarajat bölgesinde yaşayan Hazaralar'ca da yer yer benimsenmiştir."

"Büyük İskender'in soyundan olduklarını iddia eden 'Nuristanlılar' ya da eski adlarıyla 'Kafiriler' Kuzey Batı'da, dağlarda yaşarlar."

"Çoğu ulusal devlet gibi, dünyadaki mozaiği tartışmasız ortaya koyan Afganistan'ın en kısa zamanda savaştan yakasını kurtarıp, farklılıkların, çatışma yerine renklilik ve sevgi yaratmasını diliyorum…"

Bugün bombalar yağıyor Afganistan'ın olduk olmadık yerlerine… Binlerce yılın türlü sınavından geçerek varolmaya çalışan otantik halk sanatı, dünyanın pek çok yerine göre etkileşimlere daha kapalı özelliğiyle kim bilir şimdi neler haykırıyor? Neler duyurmaya çalışıyor bize? Din ve savaş adına uzun süredir sesini işitemiyoruz. İşte bu güç koşullarda Afgan geleneksel müziğinin genel ve özel yanlarını çok da detaylandırmadan aktarmaya çalışacağım yazı boyunca. Aynı zamanda yazım duygudan çok bilgi ağırlıklı olmak durumunda. Önce bu bilgileri türkülerin sıcaklığıyla somutlamanın bir yolu olabilseydi keşke.
Afganistan coğrafyasındaki geleneksel müziğin genel karakteristiği etkileşim ve saflığın ikincinin lehine oluşmuş özel dengesince belirlenmiştir. Birbiriyle farklı köklerden gelen, tümü Müslüman olmasına karşın doğal engellerle, feodal yaşam biçiminden ötürü birbiriyle çok az ilişkiye giren etnik guruplar yine birbirinden bambaşka müzik geleneklerini olanca tazeliğiyle koruyabilmişler, dünyanın bir çok yerinde oluşmuş müzik formlarını tarihe ışık tutarcasına ayakta tutabilmişlerdir. Bu eski müzikal formlar, doğu müziğinin yanı sıra batı müziğinin de kimi bilinmeyen yönlerinin aydınlatmıştır. Yine aynı geleneklerde, eski İran, Hint, ve Türk Müzikleri'ne ait öğeleri ve Antik Yunan Müziği'nin kalıntıları ile beraber
eski Güney Rusya Halk Müziği'nin bazı biçimlerini de ilk halleriyle buluruz… Söz konusu geleneklerde, son derece şaşırtıcı olarak ve bazı etnomüzikologların özenle vurguladığı biçimde, Ortaçağ Avrupası'ndaki bazı arkaik türler ile geleneksel Romen ve Çingene Müziği'ne akraba müzikal üsluplara rastlamak mümkündür...
Pamir Yaylaları'nın yukarılarında ise Orta Asya Müziği'nin ilk formlarına rastlarız… Bazı kaynaklarda bu bölgedeki duvar resimlerinde günümüz Afganistan'ındaki çalgı ve çalgıcı figürlerinin bulunduğu belirtilmektedir. Yakın zamanlara dek, göçebelik ve kabilelere dayalı yaşam tarzı ülkede birbirinden büyük ölçüde soyutlanmış müzikal gelenekler ortaya çıkarmıştır (Kabil Sanat Müziği dışında).
Ayrıca yaygın İslami anlayış, müzik uğraşını boş ya da günah saydığından (Sufi tarikatları hariç), özellikle Peştu Halkı müziğe uzak durdu. O işi, Dom dedikleri, Peştu oldukları halde kendi trajedisine kapatılan, yoksul ve itibar görmeyen insanlara bıraktılar… 1940'lara geldiğimizde, yayınları gitgide yaygınlaşan Kabil radyosu, pek çok şeyi hızla değiştirmeye başladı. Ülkenin dört yanına yayılan yeni ses, pek çok yöreye ait yerel müzik geleneklerini, birbiriyle tanıştırıp kucaklaştırdı. Aynı zamanda seçkinci Kabil Sanat Müziği ile bazı yerel Peştu müziklerini bir biçimde kaynaştırarak aynı yayınları dinlemek durumunda olan göçebe çobanlarla zengin kentlilerin müzikal beğenilerini ortalayan bir homojenleştirme olgusu yaşandı… Böylece ülkede yönetimi elinde tutan 'Peştular'ın müzik geleneklerinin de baskın olduğu ve radyo sayesinde gittikçe yaygınlaşan bir ulusal Afgan Müziği ortaya çıktı.
Afganistan'da çoğunluğu oluşturan Sünnilere göre, Şiiler ve her zaman hayata daha kısıtlamasız bakan az sayıdaki Sufi tarikatı müziğe daha sıcak durdu… Burada son 10 yıldır büyük zevkle dinlediğimiz Nusret Fateh Ali Khan ve Sabri Kardeşler'in müziklerinin temsilcisi olduğu Afganistan'dan çok Pakistan'da yaygınlık kazanan Çisti Tarikatı'nın 13. yüzyılda Batı Afganistan'da kurulduğunu belirtmeye gereksinim duyuyorum.
Tarikatın kurucusu Mui-muddin Çisti, 13.yüzyılda Batı Afganistan'da yaşamıştır bugün Çişti Tarikatı'na bağlı müzisyenler 'Sami' dedikleri ayin konserlerinde 'Gavvali' olarak adlandırdıkları dinsel metinleri 'Harmonium', 'Hint Tabla'sı ve başka çalgılar eşliğinde seslendirmektedirler.
Bu coşkulu müzik, dünyanın akla gelmedik yerlerinde büyük yankılar uyandırmıştır…
Yine İslam'ın etkisi ile hayatın pek çok alanında olduğu gibi müzik aktivitesinde de kadına nadiren rastlanır. Kadının müzikal rolü, kimi kurumlardaki profesyonel kadın müzisyenler hariç evlerdeki düğün ve kutlamalarla sınırlıdır. Kadınlar yalnızca Duara (bizim daire ya da Bendir dediğimiz çalgı)'yı şarkıya ve dansa eşlik etmek için kullanırlar. Bazı bölgelerde Çeng denen metal ağız tamburası da sıklıkla kullanılır.
Erkeklerin çaldığı pek çok telli, yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgıları kadınlar asla çalmaz ve onlara dokunmaz Aynı şekilde erkeler de 'Duara' ve 'Çing'i çalmaz ve onlara dokunmaz.
Son 10 yılda müzik, resmen yasaklanmasına karşın, genel olarak baktığımızda 1960'lardan başlayarak Afganistan'da gerek radyo gerekse diğer teknolojik dinamiklerin etkisiyle giderek yaygınlık ve saygınlık kazandı. Müzikli oyunlar sergilendi, bağımsızlık günü ve bahar kutlamaları (ki en ünlüsü 40 gün süren Mazar Festivali'dir) müziğe odaklandı…

AFGAN SANAT MÜZİĞİ
Bugünkü Batı Afganistan'ı da içine alan Timurlular İmparatorluğu döneminde (16.yy) minyatür sanatı, göz alıcı süslemeli dini yapılarıyla ünlüydü. Bu dönemde oluşan Ortadoğu'daki seçkinci sanat müzikleriyle akraba saray müziği, Afgan Sanat Müziği'nin öncülüdür.
Başkent Herat hem 1930'lara dek büyük ölçüde İran Sanat Müziği etkisinde gelişme gösteren yüksek müziğin, hem de Farsça konuşan halkların kültür merkezi konumundaydı. Diğer yandan 1860'ta amir Şer Ali Khan, Kabil'e Keşmir'den Hint'li müzisyenler getirdi. Bu müzisyenler kısa zamanda Hint müziğinin teori ve pratiğini Peştu gelenekleri ile bağdaştırmayı becerdiler…
Böylece bugünkü Afgan Sanat Müziği'nin temelleri atılmaya başlandı. Zaman içinde temel iki tür oluştu. Bunlar en üst seviyeli Afgan vokal sitili olan Kabil gazeli ve zamanla ulusal çalgı haline gelen Rübab'ın ustalıklarına olanak tanıyan enstrümantal Name-i Kaşal (büyük enstrümantal parça)'dır. Kabil gazeli: büyük İran şairleri Hafız, Sadi, ve 'Bedil'in Farsça metinleri ile Kuzey Hindistan'a ait melodik yapıları olan 'Raga'larla yine Hindistan ritmik yapılarındaki 'Tala'ların özgün bir bileşimidir. Kabil Gazeli'nde çalgısal bölümler Peştu yerel müziklerinden oldukça etkilenmiştir.
1920'lerde Hindistan'da yaptığı taş plaklarla ünlenen ve Afgan müziğinin babası olarak adlandırılan Üstat Kasım en önemli Gazel ustasıdır. Aynı zamanda Name-i Kaşal da bir Hint-Afgan karılımıdır.

RÜBAB VE DUTAR
Afgan ulusal çalgısı olarak kabul edilen Rübab, mızrap ile çalınan gövdesinin ortası dar ve kısa saplı çalgı bilimi (organoloji) literatürüne göre Lavta ailesi olarak adlandırılan kümeye girer. Üç melodik, iki Burdon ve on beşi bulan ahenk teli bulunur. Ses tablasının yarısı deri, yarısı ahşaptır. 18.yy'ın sonlarında ortaya çıkan çalgı, Kuzey Hindistan'daki Sarod'un da atasıdır. Hem solo olarak kullanılır hem de şarkıya eşlik eder. Küçük Rübab Peştu Halk Müziği'nde; büyüğü ise Afganistan Halk Müziği'nde kullanılır.
Dutar, yine mızrapla çalınan armudi gövdeli uzun saplı bir 'lavta'dır, farklı bölgelerde çeşitli türleri bulunur. Özbek, Türkmen ve Kazak 'Dutar'ı gibi… Boyu bir hayli uzun Herat Dutar'ında 14 tel bulunmakla birlikte sadece biri melodi çalmakta kullanılır. 1965'te Kabil Radyosu'ndan Muhammed Kerim Herazi tarafından yapılan Herat Dutar'ı modern bir çalgı olmasın karşın, kısa zamanda Afgan Rubab'ının sevilirlik düzeyine yaklaşmıştır.

ETNİK GURUPLAR VE KARAKTERİSTİKLERİ
'Peştu'lar: Kültürel ve politik açıdan ülkenin hakimi olan Peştular'ın yaklaşık yarısı
1893'te yapılan bir anlaşma ile Pakistan topraklarında kalmıştır. Afganistan'ın Güney ve Güneydoğusu'nda yaşarlar ve kültürel başkentleri Kandahar'dır. Göçebe aşiretlerden şehirli yaşam tarzına dek toplumsal konumları çeşitlidir. Doğal olarak, yasaklamalar öncesinde, ülkedeki müzik aktivitesinin de hakimiydiler. Müzik icrası, geleneksel olarak 'DOM' denen 'Peştu' dili konuştukları halde 'Peştu' sayılmayan müzisyenlere bırakıldı… 'Peştu'ların özellikle düğünlerinde kullandıkları ve bugün Orta Avrupa'ya dek rastladığımız 'zurna'ya tekabül eden 'sorni' adlı çalgıya dikkat çekmeliyim. 'Sorni' kuşkusuz en büyük boy davulla birlikte açık havada kullanılır ve yine İslam'ca lanetlenmiş çalgılardandır.
Düğünler 'Sorni'siz olmaz ancak ona dindar çoğunluk 'şeytanın penisi' der!... Tipik bir Peştu gurubu, körüğü elle çalıştırılan 'Hint Harmonium'u çalan bir şarkıcıya Rübab, Sarinda (bir tür keman), Davul ya da Hint Tablası'nın eşiği ile oluşur. Peştu müziği, radyonun da etkisiyle ulusal Afgan Müziği haline gelmiştir. Yerel vokal formların başlıcaları: 'Destan', 'Londai', 'Çahirbeita' ve 'Loba'lardır.

TACİKLER
Batı ve Kuzey Batı'da yaşayan 'Tacik'lerin Herat ve çevresinde kullandıkları en tipik vokal form,'Çahirbeita'dır. Dutar eşliğinde dörtlükler serbest ritimde söylenir. Genel olarak Batı Afganistan'ın müzik geleneği ile İranda'ki müzikal türlerin çok yakın akrabalığı söz konusudur. Badakşan denen, ağırlıklı olarak Dağ Tacikleri'nin yaşadığı Hindikuş ve Pamir dağlarının birleştiği ve Afganistan ile Tacikistan arasında kalan yalıtık bölge, doğuda Pamir Halkı'nın batıda Özbekler'in müzik geleneklerinden etkilenen özgün bir geleneğe sahiptir. Başlıca halk çalgıları TULA adlı fülüt, kemençeyi andıran 'Gıçak' (en yaygın yaylı çalgılardandır), Metal Ağız Tamburası, Çeng ve Def'tir.
En baskın vokal tür, 'Çahirbeita'nın yerel bir çeşidi olan 'felak'tır. Serbest ya da şaşırtıcı biçimde yedisekizlik ritmi vardır (şaşırtıcıdır, çünkü yedisekizlik, büyük ölçüde balkanları çağrıştırır).

ÖZBEKLER
Afgan-Özbek Halk Müziği, Özbekistan'dakinden farklı, yerel bir halk müziği geleneğidir… Uzbeki denen dans melodileri bütün ülkede tanınır. Perdesiz, iki telli 'Dambura', 'Ğıçak' ile birlikte en önemli eşlik çalgısıdır. Kuzeyde yaşayan Özbekler, Farsça konuşan Tacikler ile
Özbekistan'da ve Tacikistan'da olduğu gibi yakın ilişkiye girmişlerdir. Bu iki etnik guruptan öğeler içeren birleşik bir kültür yaratmışlardır. Taşkurgan kasabası ve çevresinde şarkılarda Özbekçe ve Farsça birlikte kullanılır. Kuzey Afganistan'daki Türk müzikleri birlikte yaşadıkları Peştular'ca ve Orta Afganistan'daki Hazarajat bölgesinde yaşayan Hazaralar'ca da yer yer benimsenmiştir.

HAZARALAR
Issız Orta Afganistan'da yaşayan 'Hazaralar'da vokal müzik belirleyicidir. Zaman zaman şarkılara 'Dambura' eşlik eder. Kadınlar Çeng çalar. Kendi içlerinde türlere ayrılan kadın erkek ve çocuk şarkı repertuarları bulunur. Ayrıca kadınlarca söylenen ninnileri ve erkeklerin söylediği 'beit' denen aşk şarkıları ile ünlüdür.
'Peştular'la yakın akraba olan 'Beluciler', Afganistan, İran ve Pakistan'da yaşarlar. Geleneksel çalgıları 'Nail' adındaki fülüt, 'Saroz Keman'ı ve 'Dambiro' adlı dört telli uzun saplı lavtadır. Dambiro eşliğindeki balatları ve fülüt eşliğindeki kısa aşk şarkıları ile bilinirler.
Türkmenistan sınırında yaşayan Türkmenler'in çoğu 1917-1940 yılları arasında Sovyet Türkmenistan'ından buraya gelip yerleşmiştir. 'Tilli Tüydük' ve 'Dutar' başlıca çalgılardır. Türkmenistan'daki 'Bakşı' (zahmetli bir eğitimle elde edilen çok özel bir vokal teknik kullanan halk ozanları) geleneğine burada da rastlanmaktadır.
Büyük İskender'in soyundan olduklarını iddia eden 'Nuristanlılar' ya da eski adlarıyla 'Kafiriler' Kuzey Batı'da, dağlarda yaşarlar. Son derece özgün geleneklere sahip olan Kafiriler 1895'te Müslümanlığı kabul etmişlerdir. 'Vaj' ya da 'Waji' denen bir çeşit 'Harp'ları, küçük bir keman ve fülütleri ile, vokal ve enstrümantal parçaları içeren karmaşık bir müzik geleneğine sahiptirler.
Çok daha küçük etnik guruplar olan Aymaklar'ı, Pamiriler'i, Paşailer'i, Kırgız ve Kazaklar'ı da eklersek bugünkü Afganistan'ın kültürel, dolayısıyla müzikal haritasını çıkarmanın güçlüğü belki birazcık anlaşılabilir. Aynı zamanda ansiklopedilerde aleni olarak adı geçen bu etnik dağılımın ülkemiz için de ibret verici olduğunu düşünüyorum.
Çoğu ulusal devlet gibi, dünyadaki mozaiği tartışmasız ortaya koyan Afganistan'ın en kısa zamanda savaştan yakasını kurtarıp, farklılıkların, çatışma yerine renklilik ve sevgi yaratmasını diliyorum…

Muammer KETENCOĞLU