Muzik Kutusu << Geri Dön

KARANFİLİN MORUNA

2001






01.KUYU BAŞINDA BAKIR
02.TESTİ DOLDURDUM ÇAYDAN
03.BEYAZ GEYME TOZ OLUR
04.YAĞCILAR ZEYBEĞİ (Enst.)
05.AH ÖLEYİM VAH ÖLEYİM
06.KOCAARAP ZEYBEĞİ (Enst.)
07.BİR GEMİM VAR ADALARA YASLANIR
08.KARANFİLİN MORUNA
09.KARYOLAMIN DEMİRİ (YANDIM AYŞEM)
10.MANİSA ZEYBEĞİ (Enst.)
11.ODUNCULAR DAĞDAN ODUN İNDİRİR
12.KADIOĞLU ZEYBEĞİ(Enst.)

Muammer Ketencoğlu - Solo Vokal, Akordeon
Mehmet Erenler - Solo Vokal, Bağlama
Gülcan Kaya - Vokal , Ferruh Gençer - Vokal
Hüseyin Tuncel - Vokal , Bora Ebeoğlu - Vokal
Aziz Şenol Filiz - Ney, Bendir , Murat Aydemir - Lavta, Tanbur
İhsan Özer - Santur , Baki Kemancı - Keman
Ersin Baykal - Kemane , Suat Berkay - Darbuka
Mehmet Ündev - Zurna , Yıldıray Kılkışlar - Davul
Necmettin Ündev - İkinci (Dem) Zurna , Nezih Yeşilnil - Kontrbas
Cengiz Onural - Gitar, Cura DÜZENLEMELER : Muammer Ketencoğlu , Cengiz Onural
KAYITLAR : Murat Aydemir , Bora Ebeoğlu , Cengiz Onural
1999-2000, stüdyo aria
MİX : Cengiz Onural

Ketencoğlu'nun albümlerini sipariş etmek için tıklayınız.


"Karanfilin Moruna"ya dair...
"Kurt aç kalırsa dağdan iner, insan aç kalırsa dağa çıkar."
Eski Türk Atasözü
Bu yazıda sizlere efe ve zeybeklerin daha çok Ege'de 20. yüzyıl başında doruğa ulaşan toplumsal başkaldırısından, törelerden ve padişaha el aman dedirten yigitliklerden söz etmeyeceğim. Bunun yerine, ilk örneklerini borçlu olduğumuz zeybeklerin, sonraları konuları çeşitlenen ve sayıları fazlasıyla artan havalarından oluşturduğum bu çalışmanın çağrıştırdıklarını ve birtakım genel bilgileri paylaşmaya gayret edeceğim.
Belleğim beni önce çocukluğumun bayram sabahlarına götürüyor. Erken uyanmak lâzım gelen bu özel sabahlarda TRT İzmir Radyosu'ndan duyulan "Şimdi davul zurna ile zeybekler dinleyeceksinız" anonsu ve ardından gelen o görkemli müzik içime dolar taşardı. Ve yine çocukken annemden dinlediğım, yıllar sonra onları yeniden söylettigimde yaşadıgım, eski bir dosta yeniden kavuşma duygusu... Daha sonra başta TRT Repertuarı olmak üzere çeşitlı kaynaklardan yapılan taramalar, yaşlılarla yoğun bir dayanışma, kökü kuşkusuz gelenekte ama yine de sizin yoktan var ettiginiz, yepyeni bir şey yaratmanın kâh zorlayan, kâh esrikleştiren patikaları... İşte albümün kısa bir psikolojik yol hikâyesi.
Tarihçi ve folklor araştırmacılarının zeybek müzigi ve töreleriyle ilgili iki ayrı teorisi var. Bazıları teorilerini Orta Asya'dan Anadolu'ya getirilen yörük yaşam tarzındaki kimi öğelere dayandırırken, diğerleri meseleyi Antik Yunan'a dek götürmekteler. Bu konuya ayrıntılı olarak girmemekle birlikte Orta Asya Türkî Müzikleriyle de haşır neşir olan amatör bir araştırmacı olarak, bu bölgede zeybek müziğini çağrıştıracak hiç bir ritmik ipucuna rastlamadığımı söylemeliyim.
Az sayıda istisna dışında zeybek havalarının tümü 9/4'lük ritme sahiptir ve ritimlerinin metronom değerlerine göre çok ağır, ağır ve kıvrak zeybekler olarak sınıflandırılır. Kıvrak zeybeklere kadın zeybekleri de denir. Burada bir yanılgıyı düzeltmek gereğini duyuyorum; zeybek formunun Ege dışında bulunmadığı yaygın bir kanıdır. Oysa İç Anadolu'da, Akdeniz Bölgesi'nin hemen her yerinde ve Kıbrıs'ta, ve ayrıca, sayıca daha az da olsa Karadeniz Bölgesi'nde de zeybek havalarına rastlıyoruz. Bu yüzden çalışmamda yöresi Ege olmayan türküler de var. Zeybek müziğinin belki Türkiye'den de yaygın olduğu tek ülke Yunanistan'dır.
Ege Adaları ve yaşanan büyük göç yoluyla Yunanistan'a geçen zeybek havaları kısa zamanda çok sevilmiş, zeybek formu "zeybekiko" hem halk müziğinin ve danslarının vazgeçilmez ögesi olmuş, hem de başta Rebetiko müziği olmak üzere çağdaş Yunan şehir müziğinin en rağbet edilen sayısız örneğini ortaya çıkarmıştır. Anadolu'nun anası olduğu zeybek müziği Rum ve Yunanlı bestecilerin elinde hem melodik açıdan, hem de iç ritmik yapı çeşitlıliği bakımından şaşırtıcı derecede gelişmiş, zenginleşmiştir. Bunun dışında bazı Rumeli Türküleri ve Orta Arnavutluk folklorunda rastladığım kimi örneklerde de zeybek ritmi kullanılmış. Bu yadsınamaz bağ ve gerçek, beni müzikal geçmişimin de sonucu olarak zeybek müziğine dair Rum ve Yunanlı müzisyenlerden öğrendiğim kimi öğeleri (örneğin armoni eşliği seçimleri, bazı süslemeler, bağlama çalgısının kullanılışı) sağduyunun yolgöstericiliğinde zeybeklerimize uygulama denemesine sürükledi.
Akordeon çalmamın doğal sonucu olarak koma ses içermeyen, tampere türküler seçtim. Sesime ve gelenekte olmayan çalgıma en çok yakıştıgını düşündüğüm örneklerdi bunlar. Tampere parçalar seçişim repertuarın çoğunu safdışı bıraktırmasına karşın, iki örnek dışında (Beyaz geyme toz olur, Oduncular dağdan odun indirir) melodinin gerektirdiği armonileri tüm yalınlığıyla uygulama olanağı tanıdı. Söz konusu iki türküde ise Cengiz Onural'ın yaratıcı armonik yaklaşımlarını bulacaksınız. "Karanfilin Moruna'yı kişisel albüm çalışmasından çok zeybek konseptinin öne çıktığı özel bir seçki olarak tasarladım. Bu yüzden Menemenli Kara Memet ve Arkadaşlan'nın davul zurnayla çaldığı iki zeybek klasiği ve değerli usta Mehmet Erenler'in eski bir radyo kaydından yine kendi sesinden dinlediğim ve albümde de aynı sıcaklıkta seslendirdiği Ankara türküsü benim için tamamlayıcı değil, vazgeçilmez temel taşlardır.
Uzun zamandır radyo ve televizyonlarda duyamadığımız, o her biri paha biçilmez değerdeki türküleri, benim ve müzisyen dostlanmın yeteneklerinin elverdigi özen ve halk muziği sağduyusuyla sizlere sunabilmenin coşku ve mutluluğunu yaşıyorum. Bu çalışmada otantizmin ille de bağlama takımıyla icra demek olmadığını, ya da halk müziğine yeni yaklaşımlar kolaycı bilgisayar destekli alt yapılar anlamına gelmediğini gösterme iddiasini taşiyorum. Ve geleneğin yeniden üretilmesinde, en büyük kılavuzun yine gelenek olacağı yolundaki düşüncemi önemle vurgulamak istiyorum. Pek çok müzisyenin gelenekten ögrendiklerini kendi duygularıyla yoğurarak ortaya çıkardığı; elinizdeki bu teknoloji ürününün sizlere eski dostların yeniden buluşma sevinçini yaşatacağını umuyorum.

Muammer KETENCOĞLU
Yılın, Yüzyılın ve Binyılın Son Günü

TEŞEKKÜRNAME
İlk  olarak elinizde tuttuğunuz çalışmanın her ama her aşamasında benden daha çok emeği geçen bir ismi zikretmeliyim; güven verici, rahatlatıcı ve özenli üretken kişiliğiyle, eşsiz dostum Cengiz Onural’a önce var olduğu için, sonra da “Karanfilin Moruna” için binlerce teşekkürler. Yaptığı düzenlemelerin “halk müziğinin doğru algılanması” kavramına fazlasıyla ışık tutacağına eminim... Cengiz’le birlikte yine her aşamada doğrudan katkıları bulunan sevgili Bora Ebeoğlu ve Murat Aydemir’e sonsuz teşekkürler... Söylemeye hacet yok, ancak ben gene de söyleyeyim, Kalan Müzik ve Hasan Saltık olmasa ya bu çalışma olmazdı, ya da bu hali olmazdı. Projenin birlikte fikir babası olduğumuz can dostum Aziz Şenol Filiz’e de sonsuz teşekkürler ki; beni özendirdiği, zaman zaman yorulan zihnimi sürekli beslediği için, gösterdiği somut ve duygusal dayanışma için...

Ayrıca Sevgili Ersin Baykal’ı da deşifre, repertuar ve bağlantılardaki katkılarından ötürü dostlukla kucaklıyorum. Yine repertuar, deşifre ve okumalarda bana destek veren sevgili Halil Karaduman, Turhan Günay, Aylin Süer, Mahinur Özüstüner ve Hasan Karakaş’ı da saygıyla anmalıyım. Şimdi çorbada tuzu bulunan iki büyük ustaya hürmet ve teşekkürlerimi yollamanın zamanı; sağladığı yeri dolmaz katkı için değerli usta, hocamız Mehmet Erenler ve eşi bulunmaz yorumunun tutkunu olduğum, danışıp onayını alma ihtiyacını duyduğum Ege’nin biricik halk müziği ustası Hale Gür. Albümde emeği geçen tüm müzisyen arkadaşlarıma da tek tek teşekkürlerimi sunarım.

Albüm kapağının dizgi ve grafik tasarımındaki titiz çalışmalarından ötürü sevgili Mehmet Koyunluoğlu ve İvi Dermancı’nın; çeviriler için de Murat Demiraydın, Dimosthenis Yağcıoğlu, Yorgo Pasadeos ve Miltiadis Poliviu’nun değerli katkılarını atlamamam gerekir. Çeşitli aşamalarda bana destek olan Enis Rıza Sakızlı, Ergun Hiçyılmaz ve Sener Köksümer’e, Büyük Usta Germencikli Ahmet Doğan’ın davul zurna kasetleriyle buluşturarak esinlendiren sevgili yeğenim Halit’e, Tire Kaplan Restoran’daki keyifli geceyi organize eden (ki bu gece bazı türkülerin söyleyişleri ile ilgili fikir almamı sağladı) Süleyman Övül, Lütfü Çakır ve sevgili Ahmet Amca’ya (Kaşif) çok teşekkür ederim. Sevgili dostum Metin Baltacı’yı da unutmayayım...

“Karanfilin Moruna”nın ortaya çıktığı iki yıllık süre boyunca hayatımın müzik dışındaki alanlarında da hep yanımda olan, sıkıntılarımı paylaşan değerli arkadaşım Mine Özaltın’a da sonsuz teşekkürlerimi sunarım...

Her teşekkür yazısında genel olarak birileri unutulur, ben yeniden adını zikrettiğim ya da atladığım, emeği geçen herkese tekrar tekrar teşekkür ederim; elbette gelenekten öğrendiğimi kendi sağduyumla birleştirerek dokuduğum bu çalışmayı paylaşarak içinizde çoğaltan siz seçkin dinleyici dostlarıma da...

Muammer KETENCOĞLU